22 Eylül 2017 Cuma

Çınarın tuvalet egitimi


Uzun zaman sonra yeniden merhaba :)..
Büyük bir hevesle açtıgım bloguma ne yazık ki iki çocuktan sonra zaman ayırmak benim için zor oluyor. Aslında pek çok kez yazıyım derken unuttugum yada bi işe daldıgım oldu.
Neyse arada zaman buldukça yazmaya çalışırım.
Biliyosunuz cocuklarimin arasi 2 yaş. Aslında ben Çınar da tuvalet eğitimi için 1 buçuk yaşında başlayıp bitirmeyi planlıyordum. Tabiki evdeki hesap çarşıya uymadı. O 1 buçuk yaşındayken  Hiraya hamile olduğumu öğrendim. O anın psikolojisi mevsimin kış olması ile yaza erteledim. Yaza doğru da bir kaç deneme de ne yazık ki başarısız olduk. Çınara hem lazımlık hem klozet adaptörü almıştım ikisindende korkunca ve oturmak istemeyince bıraktım. Derken yaz geldi Hira doğdu. Bu seferde hem iki çocuklu hayata alışma çabası hemde Çınarın kardeşe alışma döneminde onu stresli bir döneme sokmak istemedim. Bir de bu hamilelik döneminde Çınarın odasını ayırdık ve emzik artı battaniyesiyle olan ilişkisini kestik :) bu sebeplerden ona üst üste baskı kurmak istemedim biraz daha kendisi belirti verene kadar beklemek istedim.
Çınar 2 buçuk yaşındayken yavaş yavaş tuvalete hevesi başlamıştı. Ama hala otururken tedirgin ve gece bezi hep dolu oluyordu. Yine mevsimde kıştı. Üşütmesin diye de yazı bekledim.
Vee nihayet 3 yaşına doğru Çınarda belirtiler arttı. Gece bezi kuru kalkmaya başladı. Bir anda gelen bir kararla hadi dedim ve tuvalete götürdüm. Hevesle oturdu ama yapmadı ne yazık ki.
Ben pes etmedim her gun ara ara yapmasada götürdüm ve çok sürmedi bi kaç güne ilk çişini yaptı lazımlığa.
Lazımlık ona güven verdiği için onu tercih etti ama sonra klozetede alıştı.
Ilk günlerde kakasını yapmadı. 4 5 gün. Bazı çocuklar tutabiliyormuş. Daha sonra onuda teo nun kaka kitabi adlı kitaptan yardım alarak hallettik :))
Maşallah diyim de Çınar çok kolay öğrendi. Kendi kendine yapabiliyor artık. Yaklaşık 2 ay oldu. Bu arada gece hiç bezlemedim. Ilk günler uyandırdım bazen kaçırdı ve kaçıracakta arada biliyorum . Ama çok şükür kurtuldu.. =))
Sizlere önerim asla ısrarcı olmayın. Kızmayın zorlamayın. Bende çok strese girmiştim ama inanın o hazır olduğunda doğru zamanda başlarsanız çok kolay öğreniyorlar.
Darısı tüm çocuklara bir an önce kurtulmaları dilegiyle. . . Sorulariniz olursa yorum olarak yazabilirsiniz sevgiler.. ❤

12 Ekim 2016 Çarşamba

BİR KIZIM OLDUU :)





Öncelikle merhaba herkese.. yazmayalı ne uzun zaman olmuş. Yazamamamın bi sebebide şifremi unutmam olmuştu aslında. Bunu da söylemeden geçmeyim. Hamilelik aşırı unutkanlık yaptı bana..:-/
Neyse kızım doğdu ve iki aylık olmak üzere :) tarifsiz bu duyguyu sizlerle paylaşmak istedim..
Ikinci kez anne oldum ben. Ve ikinci kez çok ama çok mutluyum. Her ne kadar zor dönemler geçirsemde içimdeki mutluluğa engel olamıyorum. Bazen sebepsiz yere çığlık atmak istiyorum sevincimden. Ogluma bir arkadaş geldi kardeş geldi hemde hiç sandığım gibi kıskanmadı da oglum. Ikisine yetmek zor olsada en güzel hediyeleri gönderdi Allah bana bunun için ne kadar şükretsem azdır biliyorum..
Kızımın adını Hira koyduk. Babası ve ben beraber karar verdik. Kızım biraz huysuz çok gazlı bir bebek. Bu sebepten hep kucagımda geziyoruz evin içinde. Bazen abisini ihmal ediyorum bu da beni çok üzüyor. İhmal etmek derken asla yemegini ihmal etmiyorum her koşulda kızımı emzirirken bile ona yemek yediriyorum. Ama oyun oynayamıyoruz eskisi gibi. Sadece günde 1 saat kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorum. Doktorumuz yarım saat bile yeterli dedi hatta adem güneşte böyle diyor. Bu yüzden içim biraz daha rahatlıyor.
Neyse anlatmak istediğim yazmak istediğim çok şey var. Dogum hikayemi hamilelik sürecimi oglumun kardeşine olan tepkilerini yazmak istiyorum. Fırsat buldukça yazmaya çalışırım. Bu yazı böyle daldan dala bişeyler oldu ama olsun :))
Okuyan herkese sevgilerle...

6 Mayıs 2016 Cuma

YORGUN ANNE OLDUM BEN :)

Herkese merhaba.
Uzun zaman sonra yine birşeyler karalamak istedim. Aslında yazmayı çok seviyorken malesef gündüzleri oğlumdan geceleride uykudan fırsat bulamıyorum. Hamilelik çok uyku yapıyor bana. Tabi sabah erken uyanıp gün içindede dinlenememek yoruyor haliyle.
Bu arada kursumun bitmesine 4 hafta kaldı. Ve ben hiç birşey paylaşamadım sizlerle. Aslında çocuk eğitimiyle alakalı anlatacak o kadar çok şey var ki.. Yazmaya başlasam hangisinden başlayacağımı bilemiyorum sanırım.
Bu arada yeni bebeğimin cinsiyeti belli oldu. İlk erkek demişti doktor 4 aylıkken. Ve ben kesin erkek diye daha bir ay falan gitmedim. Gittiğimde 5 aylıktı ve kız dedi. Evet şok oldum mutlu oldum ama ilk duyunca oğlum için üzüldüm. Erkek olsa daha mı iyi olurdu diye.
Tabi kız çocuğunun da tadına bakmak biraz daha mutlu etti beni. Şimdi çok daha rahatım. Kendime de oğluma da güveniyorum. Biz bu işin üstesinden geliriz. Ben iyi bir anne olduğumu biliyorum ve iki çocuğa da bakarım ! Ötesi yok artık düşünmüyorum ;)
Çocuklarımızı büyütürken aslında ne kadar çok hata yapıyomuşuz. Bu kurs sayesinde bunlarıda öğrenmiş oldum. Evet kitaplardan okuyoruz da dinleyerek yaşanmışlıkları duyarak daha kalıcı ve etkili oluyor.
Çocuklarımız bizim aynamızdır bunu hiç bir zaman unutmayalım. Biz ne yaparsak nasıl davranırsak onlarda aynısını yapıyor. Bizler önce kendimizi düzeltmeli sonra çocuktan beklemeliyiz. Onlar o kadar iyi kaydediyor ki herşeyi. Zamanı geldiğinde bir bir çıkarıyorlar içlerindekileri. Size tavsiyem çocuğunuza helede 3 yaş altını eğitirken o kadar çok araştırın o kadar çok ince eleyin ki çünki karakterlerini 3 yaşından sonra değiştirmek biraz zor oluyor. Neyse şimdilik söylemek istediklerim bunlar. Aslında her konuyu ayrı ayrı yazmak için sabırsızlanıyorum. Zaman buldukça da yazıcam umarım :))
Sevgilerimle. . .

11 Mart 2016 Cuma

İKİNCİ KEZ ANNE OLMA KAFASI


Öncelikle merhaba.. Uzun zamandır yazmaya ara vermiş yorgun ve aynı zamanda kafası karışık bir anne olarak yazıyorum sizlere.. Bu blogu açarken asla çok ünlü bir blogger olma burdan para kazanma kendimi blogger ilan etme gibi hayallerim olmadı. Bu yüzden her önüme gelen şeyi yazıp saçmalıklarla doldurmak istemedim burayı. Benim tek amacım oğluma ilerde okuyabileceği neler yaşadığımı o an ki hislerimi anlayabileceği bir demeç hazırlamaktı. Şimdi ikinci çocuğum içinde bunu yapacak olmak beni mutlu ediyor. Evet uzun zamandır yazamama sebebim sürpriz bir bebeğin geleceğini öğrenmemle yaşadığım endişe şaşkınlık.. Sürpriz diyorum çünki ria denilen şeyin azizliğine uğradım. Belki hazır olmamam belki oğluma zaman ayıramama düşüncesi beni biraz depresyona sürüklemişti ilk öğrendiğim günlerde. O daha çok küçüktü bana göre. Ve bir kardeşe hazır değildi. Sevgisinin ilgisinin bölünmesini hiç istemezdi. Bunları düşünüp durduğum uzun gecelerim oldu benim bu dönemde. Tabi aradan 2 buçuk ay geçti ve ben artık 3 buçuk ayımı dolduruyorum. Karnımda her gün büyümeye devam eden minik bir beden var. İlk duyduğumdaki üzüntüleri endişeleri üzerimden atmam anneliğin gücü bana göre. Her ne kadar hayatta bazı şeyleri planlamasakta bazen bize verilenlerin değerini bilmeliyiz. Bazıları bir bebeğe sahip olmak için ne acılar çekerken bize ikinci evladın nasip olması şükretmemiz için bir sebep ! Bunları yazma nedenim benim gibi ikinci bebeğe hazırlıksız yakalanan anneleri bir nebze rahatlatmakta aslında. Birazda içimi dökmek sanırım. Aklıma takılan sorulara sizlerden cevaplar bulabilmek ümidi de var içimde. 2 yaş kardeş için çok mu erkendi oğlum çok üzülür mü ikisine birden yetebilirmiyim... ? Kendimden şüphem asla olmadı gerçi. İkisinede çok iyi bakabilirim biliyorum. Ama bu onlara yeter mi bunu bilmiyorum. Hangimiz hatasız dört dörtlük anne olabiliyoruz ki.. Evet çok istiyoruz çabalıyoruz belki ama bu bence mümkün değil. Bende bu hatalarımı en aza indirmenin onlara koşulsuz ve eşit sevdiğimi gösterebilmenin derdindeyim şu aralar. Cinsiyeti henüz belli değil. Erkek olmasının oğlum açısından daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünki yaşları yakın ve ikisi birbirine bir ömür dost olarak yeter. Bunu büyüdükçe daha çok anlarlar. Kız olursa oğlum daha çok kıskanır eminim. Ama yinede zaman gösterecek bunları. Hangisi oğlum için daha iyiyse o olsun. Ben hiç evlat ayırımı yapmadım. Kız da erkekte aynı sevgi aynı aşk bana göre...!Bundan sonra da daha deneyimli iki çocuk annesi olarak yazmaya devam edicem bloguma. Aynı zamanda 0-3 yaş eğitimi alıyorum ve eğitim boyunca öğrendiklerimide paylaşmak istiyorum sizlerle. Şimdilik içimden geçenleri kısaca yazdığımı umut ederek herkese sevgilerimi gönderiyorum..! Unutmayın hayat sürprizlerle dolu ..!

9 Şubat 2016 Salı

küçük şehirde yaşayan çocuklar


Küçük şehirde yaşamanın zorluklarından birisi de imkanların kısıtlı olmasıdır. Bu sebeptendir ki küçük şehirde yaşayan çocuklar, hırçın olur hiperaktif olur. Çocuk anneyle sıkıştığı evde, artık keşfedecek birşeyi kalmadığında sıkılır, asabileşir. Derdini vurarak kırarak dışa vurur. Peki bunun sorumlusu biz anneler mi ? Hayır ! Çocuğa yeterli oyun imkanını, mecburen bulamıyor ve oyuncaklara sarılarak çare arıyoruz. Eğitici oyunlar, eğitici oyuncakları bulup ona en iyisini almaya çalışıyoruz. Oysa çocuğun ihtiyacı olan tek şey kendi dilinden anlayan kendi yaşlarında oyun arkadaşlarıdır. Biz ne kadar onunla oturup oyunlar oynasakta, kaliteli zaman geçirmeye çalışsakta, çocuk, başka bir çocukla bir arada eğlendiği kadar, bizlerle eğlenemiyor ve öğrenemiyor malesef. Büyük şehirlerdeki, bebek gelişim kursları, bebek müzik eğitimleri, bebek oyun grupları ravet görürken, küçük şehirlerdeki çocuklar bunları tanımadan, yaşamadan büyüyorlar ne yazık ki ! Çocuğun sosyalleşmesi, kendine olan güveninin gelişmesi, yaşıtlarıyla yada yaşına yakın çocuklarla bir araya gelmesiyle de sağlanıyor. Örneğin, kendisi henüz yürümemiş bir yaşını geçmiş bir çocuk, yürüyen çocukları görünce kendine olan güveni artıyor, onlara bakarak kendindeki eksiklikleri tamamlamaya çalışıyor. Dolayısıyla gerek oyun grupları, gerek müzik eğitim merkezleri çocukların gelişiminde önemli rol oynuyor. Nitekim müzikte, çocuğun ruhunun gıdasıdır, onun gelişiminde çok önemlidir. Yani, büyük şehirdeki çocuklar küçük şehirdekilere göre +1 ile hayata başlıyor, bu sebeple. Tabiki çocuklar kadar anneler içinde bu tür mekanlar çok gerekli. Evde sıkılan annelerinde sosyalleşmesi, yeni arkadaşlar edinmesi açısından bulunmaz nimet. Peki ya küçük şehirlerde anneler neler yapıyor? Mecburen büyük çoğunluğunu dört duvar arasında geçiriyor zamanının ! Hele de bizim gibi kışları uzun süren yerlerde yaşıyorlarsa, evden çıkmak zorunlu olmadıkça gereksiz hale geliyor. Mesela biz oğlumla genelde evdeyiz şu aralar. Çeşitli oyunlarla etkinliklerle günümüzü verimli hale getirmeye çalışıyoruz. Elbette o da ben de sıkılıyoruz. Eve bir yabancı gelse sevinçten çıldırıyor. Özellikle de çocuk olunca ! Dışarıya haftada en az bir kere çıkıyoruz mevsimden dolayı. Onda da, içerisinde oyun parkı ve bolca çocuk bulunan mekanları tercih ediyoruz. En azından bir kaç saatliğine de olsa, oğlum çocuklarla vakit geçiriyor ve eğleniyor. Havanın iyi olduğu günlerde parka bahçeye çıkıp, hem temiz hava alıp hemde geziyoruz. Ve işte biz küçük şehirdeki annelerin tüm imkanları bu şekilde. Bizler de çocuklarımızın daha çok oyunlarla, yaşıtlarıyla bir arada olmalarını istiyoruz. Fakat bu imkanlar hep büyük şehirlere sağlanıyor. Ve sonuç olarak, bizimde çocuklarımızın diğerleri kadar çocuk olduğunu ve her çocuğunda bu imkanlara sahip olması gerektiğini söylemek istiyorum. Umarım ve dilerim bir an önce olur...!

3 Aralık 2015 Perşembe

Genç yaşta anne olmanın avantaj ve dezavantajları




Genç yaşta anne olmanın avantaj ve dezavantajlarından bahsettiğim yazım, www.alternatifanne.com da yayınlandı. Burda da yayınlamak istiyorum buyrun okumaya ..;)

Küçüklüğümden beri bebekleri hep severim. Çocukluğumda oyuncak bebeklerimin altını bezleyip banyosunu yaptırıp yatırır, onlara bir anne gibi şefkat gösterirdim. Bence her kadın anne olmak için doğmuştur. Bu yüzden o aşk, o duygu vardır hep içimizde.
Tabi ki ben, sırf anne olmak için evlenmedim. Aşık oldum, evlendim. Hep bir bebeğim olmasını istedim. Annelik sabır işi! Çoğu zaman zorlandığım, ağladığım, yıprandığım oluyor elbette. Kendime ayıracak vakit bulamadığım, eşimle güzel zaman geçiremediğim günler oluyor. Yani genç yaşta anne olmak, hiçbir birikime, sorumluluğa sahip değilken bir anda bir bebeğin annesi oluvermek benim için de hiç kolay olmadı. Üstelik sadece bir bebeğin sorumluluğu değil, bir evin bir eşin de yükü omuzlarımdayken ve yaşım henüz 23 iken “hiç zorlanmadım” desem yalan olur kesinlikle.
Bence biz genç kadınlar bir çocuk düşünürken bu kadar zor olduğunu o toz pembe hayallerimize yakıştıramıyoruz. Hele ki evlenir evlenmez bir çocuk sahibi olmanın, eşinle olan tüm sosyal ve duygusal aktivitelerinin biteceğini, eşinin sana olan ilgisinin yarıya düşeceğini ve senin de artık eşinden çok fazla ilgileneceğin bir bireyin olacağını hiç detaylı düşünemiyoruz ne yazık ki. Belki de yaşadığımız toplumun örf ve adetlerine göre hareket etmeyi tercih ediyoruz. Yani, yeni evli çiftlerin illa hemen bebeğinin olması, olmazsa bu kadın kısır mı neden doğuramıyor gibi toplumsal bir baskıya da maruz kalmamak adına bir an önce çocuk doğurmak istiyoruz. Ancak daha yemek yapmayı, evi çekip çevirmeyi beceremezken, kucağımıza aldığımız muhtaç bir yavruya bakmanın da zorluğunu anne olduktan sonra anlıyoruz malesef.
Tabi ki bu güzel duygunun dezavantajlarından çok, avantajları da saymakla bitmez. Mesela genç yaşta anne olabilmek ileriki yaşlara göre daha kolay. Hiç korunmadan 2. ayda hamile kalabilmiştim ben. Bu yaş ilerlerdikçe zorlaşıyor doğal olarak. Annelik aynı zamanda tüm gün fazlaca enerji istiyor, tahammül ve sabır istiyor. Her gece uykusuz kalmak, bütün gün zombi olarak dolaşmak kolay olmuyor! Yaş ilerledikçe dert, sıkıntı da artıyor haliyle. Evde bir gürültüye tahammül etmek daha zordur. Bir de kilo problemi var tabi. Ben 17 kilo almıştım hamilelikte. 4-5 ay içerisinde hepsini geri verdim. Ama 30‘lu yaştan sonra kilo vermek de sıkıntı oluyor. Yaşın ne kadar küçükse o kadar kolay kilo alıp verebiliyor insan.
Şuna da değinmek istiyorum. Bir çocuğun en büyük önceliği de oyun oynamak. Bazen yemekten içmekten de çok ihtiyaç duyar oyuna. Peki bunu yaşı büyük olan anneler nasıl yapar? Çok zorlanırlar ya da içlerinden pek gelmez artık.
Anneliğin bir diğer güzel yönü ise, kadını olgunlaştırması; öncelikler değişiyor, hayata bakış açısı değişiyor. “Annelik yaramış” derler örneğin halk arasında. Kadın daha bir güzel oluyor anne olunca. Kısacası hem güzel hem de zor bir meslek annelik. Her dalı barındırıyor bünyesinde. Yaşı kaç olursa olsun, bence her kadın bir an önce “anne” olsun…

26 Kasım 2015 Perşembe

Bırak dağınık kalsın !




Bırak dağınık kalsın evin... Gelen misafirleri oyuncakların arasında ağırla. Bırak dağınık desinler arkandan. Çocuğun uyuduğunda evi toparlama. Kendine ayır o vakti.. kendine ayır ki o uyanınca daha pozitif ol daha çok enerjin kalsın ona.. düşünme kim ne derse desin.. sen sadece çocuğuna ayır zamanını.. istesende gelecekte seninle oturup oynamayacak nasılsa.. İstesende her saat senden ilgi beklemeyecek. Kıymetini bil her anının. Tadını çıkarmaya bak. Koltukta değilde hep yerde otur ne olacak ? Onun yanında ol sürekli oyun oyna neyin eksilecek ? Mutlu olması yetmezmi sana.. asıl huzur değilmidir çocuğunun gülüşü.. Boşver arkandan istediklerini desinler. Sen sadece iyi bir anne olmaya çabala. .iyi bir temizlikçi zaten çok var. Elinde sürekli süpürge toz bezi ile gezen annenin çocuğu olmak nedir iyi bilirim ben. Evine çok titiz annenin çocuğu hep ilgisizdir bana göre. O saatlerce sildiğin camı 5 dakika sonra yağmur kirletiyorsa bence otur o zamanı çocuğuna ayır ki oda seninle oynamaya hasret kalmasın. Gerektiği zaman yaparsın işlerini. Benim oğlum kıymetli oğluma titiz anneyim ben. O düşmesin canı yanmasın diye üstüne titrerim evet. Ay bırak düşe kalka büyür bizde öyle büyüdük diyenler sizin anneleriniz rahatsa banane.. benim oğlum ağladığında içim parçalanır kendime kızarım hep. Çünki ağlamak için çok erken, çünki ilerde çok ağlatacak onu hayat. Şimdiden başlamasın ağlamaya. Çocukluğunu hep mutlu yaşasın mutlu hatırlasın isterim ben. O bana Allahın emaneti.. Emanet eşyaya bile gözüm gibi bakarım ben. Bu yüzden oğlumuda gerekirse pamuklara sararım. Kimsenin ne önerisine ne eleştirisine bakmam. Ben doğurdum onu. Ben çektim bütün sıkıntısını acısını. Tabiki üstüne titrerim, sakınırım. Sakınan göze çöp batar derler şimdide. O zaman siz sakınmayın atın camdan aşağı nasıl olsa düşe kalka büyümedik mi .. Ben sadece tedbirimi alıyorum. Çünki hayat keşke demek için çok kısa.... Sevgiler.