3 Aralık 2015 Perşembe

Genç yaşta anne olmanın avantaj ve dezavantajları




Genç yaşta anne olmanın avantaj ve dezavantajlarından bahsettiğim yazım, www.alternatifanne.com da yayınlandı. Burda da yayınlamak istiyorum buyrun okumaya ..;)

Küçüklüğümden beri bebekleri hep severim. Çocukluğumda oyuncak bebeklerimin altını bezleyip banyosunu yaptırıp yatırır, onlara bir anne gibi şefkat gösterirdim. Bence her kadın anne olmak için doğmuştur. Bu yüzden o aşk, o duygu vardır hep içimizde.
Tabi ki ben, sırf anne olmak için evlenmedim. Aşık oldum, evlendim. Hep bir bebeğim olmasını istedim. Annelik sabır işi! Çoğu zaman zorlandığım, ağladığım, yıprandığım oluyor elbette. Kendime ayıracak vakit bulamadığım, eşimle güzel zaman geçiremediğim günler oluyor. Yani genç yaşta anne olmak, hiçbir birikime, sorumluluğa sahip değilken bir anda bir bebeğin annesi oluvermek benim için de hiç kolay olmadı. Üstelik sadece bir bebeğin sorumluluğu değil, bir evin bir eşin de yükü omuzlarımdayken ve yaşım henüz 23 iken “hiç zorlanmadım” desem yalan olur kesinlikle.
Bence biz genç kadınlar bir çocuk düşünürken bu kadar zor olduğunu o toz pembe hayallerimize yakıştıramıyoruz. Hele ki evlenir evlenmez bir çocuk sahibi olmanın, eşinle olan tüm sosyal ve duygusal aktivitelerinin biteceğini, eşinin sana olan ilgisinin yarıya düşeceğini ve senin de artık eşinden çok fazla ilgileneceğin bir bireyin olacağını hiç detaylı düşünemiyoruz ne yazık ki. Belki de yaşadığımız toplumun örf ve adetlerine göre hareket etmeyi tercih ediyoruz. Yani, yeni evli çiftlerin illa hemen bebeğinin olması, olmazsa bu kadın kısır mı neden doğuramıyor gibi toplumsal bir baskıya da maruz kalmamak adına bir an önce çocuk doğurmak istiyoruz. Ancak daha yemek yapmayı, evi çekip çevirmeyi beceremezken, kucağımıza aldığımız muhtaç bir yavruya bakmanın da zorluğunu anne olduktan sonra anlıyoruz malesef.
Tabi ki bu güzel duygunun dezavantajlarından çok, avantajları da saymakla bitmez. Mesela genç yaşta anne olabilmek ileriki yaşlara göre daha kolay. Hiç korunmadan 2. ayda hamile kalabilmiştim ben. Bu yaş ilerlerdikçe zorlaşıyor doğal olarak. Annelik aynı zamanda tüm gün fazlaca enerji istiyor, tahammül ve sabır istiyor. Her gece uykusuz kalmak, bütün gün zombi olarak dolaşmak kolay olmuyor! Yaş ilerledikçe dert, sıkıntı da artıyor haliyle. Evde bir gürültüye tahammül etmek daha zordur. Bir de kilo problemi var tabi. Ben 17 kilo almıştım hamilelikte. 4-5 ay içerisinde hepsini geri verdim. Ama 30‘lu yaştan sonra kilo vermek de sıkıntı oluyor. Yaşın ne kadar küçükse o kadar kolay kilo alıp verebiliyor insan.
Şuna da değinmek istiyorum. Bir çocuğun en büyük önceliği de oyun oynamak. Bazen yemekten içmekten de çok ihtiyaç duyar oyuna. Peki bunu yaşı büyük olan anneler nasıl yapar? Çok zorlanırlar ya da içlerinden pek gelmez artık.
Anneliğin bir diğer güzel yönü ise, kadını olgunlaştırması; öncelikler değişiyor, hayata bakış açısı değişiyor. “Annelik yaramış” derler örneğin halk arasında. Kadın daha bir güzel oluyor anne olunca. Kısacası hem güzel hem de zor bir meslek annelik. Her dalı barındırıyor bünyesinde. Yaşı kaç olursa olsun, bence her kadın bir an önce “anne” olsun…

26 Kasım 2015 Perşembe

Bırak dağınık kalsın !




Bırak dağınık kalsın evin... Gelen misafirleri oyuncakların arasında ağırla. Bırak dağınık desinler arkandan. Çocuğun uyuduğunda evi toparlama. Kendine ayır o vakti.. kendine ayır ki o uyanınca daha pozitif ol daha çok enerjin kalsın ona.. düşünme kim ne derse desin.. sen sadece çocuğuna ayır zamanını.. istesende gelecekte seninle oturup oynamayacak nasılsa.. İstesende her saat senden ilgi beklemeyecek. Kıymetini bil her anının. Tadını çıkarmaya bak. Koltukta değilde hep yerde otur ne olacak ? Onun yanında ol sürekli oyun oyna neyin eksilecek ? Mutlu olması yetmezmi sana.. asıl huzur değilmidir çocuğunun gülüşü.. Boşver arkandan istediklerini desinler. Sen sadece iyi bir anne olmaya çabala. .iyi bir temizlikçi zaten çok var. Elinde sürekli süpürge toz bezi ile gezen annenin çocuğu olmak nedir iyi bilirim ben. Evine çok titiz annenin çocuğu hep ilgisizdir bana göre. O saatlerce sildiğin camı 5 dakika sonra yağmur kirletiyorsa bence otur o zamanı çocuğuna ayır ki oda seninle oynamaya hasret kalmasın. Gerektiği zaman yaparsın işlerini. Benim oğlum kıymetli oğluma titiz anneyim ben. O düşmesin canı yanmasın diye üstüne titrerim evet. Ay bırak düşe kalka büyür bizde öyle büyüdük diyenler sizin anneleriniz rahatsa banane.. benim oğlum ağladığında içim parçalanır kendime kızarım hep. Çünki ağlamak için çok erken, çünki ilerde çok ağlatacak onu hayat. Şimdiden başlamasın ağlamaya. Çocukluğunu hep mutlu yaşasın mutlu hatırlasın isterim ben. O bana Allahın emaneti.. Emanet eşyaya bile gözüm gibi bakarım ben. Bu yüzden oğlumuda gerekirse pamuklara sararım. Kimsenin ne önerisine ne eleştirisine bakmam. Ben doğurdum onu. Ben çektim bütün sıkıntısını acısını. Tabiki üstüne titrerim, sakınırım. Sakınan göze çöp batar derler şimdide. O zaman siz sakınmayın atın camdan aşağı nasıl olsa düşe kalka büyümedik mi .. Ben sadece tedbirimi alıyorum. Çünki hayat keşke demek için çok kısa.... Sevgiler.  

Geciken yürüme hikayemiz




Bir annenin en büyük mutluluklarından biridir bebeğinin ilk adımları.. O ilk heyecan anlatılamaz bir duygudur. 1 yaşından itibaren oğlumun ne zaman yürüyeceğini düşünüp durdum bende her anne gibi. Çok hızlı sürünen bir bebek olduğu için bu süre bizim için çok uzun oldu. Ve nihayet 15. Ayda attı ilk adımlarını. İlk adımları atmakla hemen yürümüş sayılmadı tabiki. Biz bırakınca atıyor ama sonra yine hep sürünüyordu. Peki geç yürüme nedenleri nedir ? Oğlum da neler yaşadık bunları sizlerle paylaşmak sizinde geç yürüyen bebekleriniz varsa biraz olsun içinizi rahatlatmak isterim. Ben oğlumun yürümesi için sürekli elinden tutup gezdirmedim mesela. Bu bizim için ilk yanlıştı. 1 yaşından önce onu yürümeye teşvik etseydik eğer daha önce yürürdü buna eminim ! Sürünmesi onun için daha kolaydı. Her yere sürünerek ulaşıyordu. Bu sebepten yürümeye meyili pek olmadı. Öncelikle bebeğinizi 10. aydan itibaren ellerinden tutarak sürekli yürütün. Dışarda evde yürüme alıştırma yapın. Eğer henüz sürünmediyse sürünmesine yardımcı olmayın. Ki direk yürüsün. Ben sürekli sürünmeyi öğretmeye çabaladım önce. Sürününce yürümek istemeyeceğini geç anladım. Birde yürüteç aldık ama binmek istemedi. 10 dakika da olsa bindirmek istedim. Ama sevmedi. Bunun yerine keşke araba şeklinde olan yürüme yardımcılarını tercih etseydim diyorum. Koltuklardan tutunarak gitmesine de izin verin. Onu cesaretlendirin. Biz hep düşecek korkusuyla yaklaştık en başta tutunarak yürürken. Siz sakin kalın ki oda korkmasın. Elinize birşey alıp karşısına geçerek gel diyin. Bir yandan da kolunuzu açıp onun gelmesine destek olun. Bunu da ben malesef geç yaptım. Ve şu önemli gerçeği unutmayın ki kilo ve boy olarak ileri olan çocuklar geç yürür. (Ayrıca erkeklerde) Oğlumun kilosu ve boyu çok iyi. Buda onun için dezavantaj oldu. İlk adımlarını gördüğünüzde bağırmayın yada alkışlamayın. Hiç bir tepki vermeyin ki ürkmesin. Yürümeye çalışırken düştüğünde amann ayy gibi tepkiler de vermeyin. Korkup bir daha denemeye çalışmıyorlar çünki. Oğlum 15 aylıkken ilk adımlarını attı. Ve tam bir ay sonra hiç beklemediğim bir anda koltuktan elini bırakıp bana doğru yürümeye başladı. Sonra defalarca yaptı aynı şeyi. Hiç bir tepki vermedim. Heyecanlandım mutlu oldum ama ona yansıtmadım. Ver ertesi gün adeta koşar adımlarla evin içinde turlamaya başladı. Evet, bizim yürüme hikayemiz geç oldu güç oldu ama oldu. Sizlerde aynı hatalara düşmeyin diye anlatmak istedim. Umarım benim gibi kafaya takan annelerin içlerini ferahlatır bu yazım. Unutmayın bir sorun olmadığı sürece er yada geç yürüyorlar siz yeter ki ona yardımcı olun ve sabredin... Sevgiler..

10 Kasım 2015 Salı

Annelere Kitap Önerisi




Çok gezenmi bilir çok okuyanmı demişler.. Benim bu soruya yanıtım çok okuyandır.. Çünki okurken de gezebilir insan aynı zamanda. Bir roman kahramanıyla bilmediği diyarları dolaşıp bilmediği yerleri betimler hayal dünyasında. Nitekim her okuduğum kitapta bunu yaşıyorum bende. Ve sizlere ara sıra kitap önerisinde de bulunmak istiyorum nacizane fikirlerimle birlikte. Dün iki saat içinde başlayıp bitirdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. İsmi "Oyuncu anne". Yazarı Şermin Çarkacı.  Evet evet, o sosyal medyayı sallayan oyuncu anneden bahsediyorum..! Kitapta 3 çocuğuyla muhteşem oyunlara imza atan bir annenin maceraları yazıyor. Bizlere çocukta oyunun önemini kolay ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Öyle ki hemen kalkıp oğlumla oynamak istediğim oyunlar oldu. Ama henüz küçük olması nedeniyle bunu yapamadım şimdilik.  Aslında çocukların oyuna ne kadar aç oldukları günün 24 saatini oyunla geçirseler bile doymayacaklarını anladım bu kitapta. Onlarla oyun oynamanın onlara verdiği huzuru mutluluğu ilerde gülümseyerek hatırlayacaklarını anladım. Çocukluğun kısa bir dönemden ibaret olduğunu bu dönemde ne kadar çok anı biriktirirsek, ilerde daha az pişmanlık duyacağımı anladım. O, üç çocukla ve çalışarak, belki bizlerin aklına gelmeyen oyunları kurabiliyorsa benimde bir yerden ve geç olmadan başlamam gerektiğini anladım. Kısacası sizi ilk elinize aldığınız andan itibaren kapağıyla,içerisindeki resimleriyle ve hatta kokusuyla büyüleyen bir kitap! Mutlaka her annenin okuması gereken bir kitap.. Kitaplar hep hayatımızda olmalı ki çocuklarımızda teknolojiyle değil kitaplarla öğrensinler bazı gerçekleri.. Sözlerimi kitaptan bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum. Aslında su gibidir çocuklar.. tertemiz,berrak,akıcı,yağmur gibi.. çocuklarına baktıkça annelerin gözleri bu yüzden dolar. Üzerimize yağın çocuklar,sizinle ıslanmayacaksak büyümenin ne anlamı var...?! Sevgiler..

6 Kasım 2015 Cuma

Denenmiş bebek yemekleri

Ahh bu Çınara ne yedireceğim telaşım yok mu, akşama ne pişirsem sorusu kadar yoruyor beni. Tabiki her anne gibi araştırıp farklı tarifler yapmaya çalışıyorum bende. Bazen yaksamda bazen tutturamasam da bende elimden geleni yapıyorum kendimce :) Aşçı olmadığımız sürece, her yemeği becerebilme kabiliyetine sahip olamayabiliyoruz malesef. Zaman zaman aksilikler yaşıyoruz. Sizde bu aksilikleri yaşamayın diye ben düşünceli anne :) size yaptığım tarifleri vermek istiyorum. umarım yavrularda beğenir sizede fikir olur birazda ;)
 İrmik Çorbası
1 kaşık terayağı yada zaytinyağı 1 kaşık tam buğday unu 1 kaşık irmik 2 bardak su 1 çay kaşığı salça 1 çay kaşığı nane (varsa)buğday ruşeymini bir tatlı kaşığı unu yağda kavurun. sonra irmiği koyun suyunu ekleyin. salçasını nanesini ekleyin ;) Tavuk suyuna bulgur çorbası yarım çay bardağı orta bulgur 2 bardak tavuk suyu ( göz kararı koyuyorum ama ayarlayabilirsiniz) bir küçük domates rendesi bir küçük soğan bi diş sarımsak bir çay kaşığı nane bir çay kaşığı kimyon tereyağı yada sıvıyağ yağı tavada eritelim. üzerine soğanı koyup çok yanmamasına dikkat edelim. üzerine domates, rendesini bulguru sarımsağı koyup, tavuk suyunu ekleyelim. Nane ve kimyonu da üzerine atalım ;)
Bal kabağı çorbası
 1 küçük boy soğan 7-8 dilim kabak 2,5 su bardağı süt 2 ymk kaşığı tam buğday unu biraz sıvıyağ 2 yemek kaşığı tereyağı bir tutam tuz sıcak su sıvıyağında soğanı çok öldürmeden kavuruyoruz. sonra küçük küçük doğranan kabaklarıda ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Başka bir tencerede de tereyağında unu kavuruyoruz. Kokusu çıkınca sütümüzü ekliyoruz. Koyulaşınca diğer karışıma katıyoruz.(topaklanırsak sorun değil ) az tuzunu atıyoruz. Blendırla püre şekline getiriyoruz. kıvamını da sıcak suyla açabilirsiniz. son olarak bir taşım daha kaynatıyoruz. ;)
Sebze çorbası
 5-6 dal brokoli bir küçük kabak bir küçük patates bir orta soğan bir kaç diş sarımsak bir yemek kaşığı irmik bir yemek kaşığı buğday ruşeymini bir tatlı kaşığı salça 1 yemek kaşığı tereyağ 1 tatlı kaşığı sıvıyağ Önce brokoli kabak patates minik minik dilimlenip üstünü aşan bir suda kaynatıyoruz. Blendır yardımıyla ezip çorba haline getirip üzerine tereyağ ve sıvıyağ da çok az kavurduğumuz salça ve soğanı döküyoruz. İrmiğini buğday ruşeyminini sarımsağını atıp kaynatıyoruz ;)
 Kabak yemeği
3 4 kabak dereotu 1 çay kaş. nane 1 tatlı kaşığı salça 2 yemek kaşığı irmik yada ince bulgur 1 yemek kaşığı buğday ruşeymini tereyağı ve sıvıyağ 1 orta soğan soğanı yağda kavuruyoruz (az miktarda çok yanarsa vitamini ölüyor) üzerine salçasını koyuyoruz.Küçük küçük doğradığımız kabakları koyuyoruz. Biraz kavuruyoruz. Suyunu aşacak kadar koyuyoruz. Üzerine bulgur yada irmik ruşeym varsa ve nanesini koyup pişmeye bırakıyoruz. (bir tutamda az da tuz atabilirsiniz) ;)
 Patates yemeği
 4-5 küçük patates 1 orta boy soğan 1 ezilmiş domates (salça koymuyoruz) 1 yemek kaşığı bulgur 1 yemek kaşığı tereyağ 1 tatlı kaşığı sıvıyağ soğanı yağda kavurup üzerine domates rendesini küçük doğranmış patatesi koyup suyunu ekliyoruz. Üzerine bulgur ekleyip patatesler yumuşayınca kadar pişiriyoruz. :)
 Tavuk suyuna maydanozlu çorba
 2 adet domates püresi 2 yemek kaşığı tel şehriye 2 bardak tavuk suyu bir tutam maydanoz bir tutam tuz tavuk suyuna tuzu katıp kaynatın. Kaynayan suyun içine domates püresini ve şehriyeleri atıp 10 dakika daha kaynatın. Maydanozları da kapatmaya yakın koyun. ;)
Et suyuna sebze püresi
 1 adet havuç 1 adet kereviz 4-5 çiçek karnabahar 1 yemek kaşığı tereyağı 1 su bardağı et suyu 1 adet soğan bir tutam tuz tencerede tereyağını eritin. Üzerine ince doğranmış soğanı ekleyin. Soğanın içine doğranmış sebzeleride ekleyip karıştırın. Bir bardak et suyunu ilave edin. Sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Piştikten sonra blendır ile püre haline getirin ;)
Cevizli mercimek çorbası
1 adet soğan 1 çorba kaşığı tereyağı 1 çay bardağı kırmızı mercimek 1/2 çay bardağı pirinç 2 adet domates 4-5 ceviz içi 4 su bardağı sıcak su nane bir tutam tuz Tereyağını eritin. İnce kıyılmış soğanı ekleyip kavurun. Domates rendesini,mercimeği, naneyi ve pirinci ekleyin. Yağda bir iki kez karıştırın. Karışıma sıcak suyu ekleyip 10 dakika kaynatın. Mercimekler yumuşayınca ceviz içini ekleyin. 5 dakika daha pişirip bilendır ile karıştırın. ;)
tabiki oğluma yaptığım daha çok çorba ve yemek var. Tarhana, yayla çorbası, şehriye çorbası bunları her anne bildiği için yazmak istemedim. Aralarında en vitaminli olanları yazmak istedim. Hepsi denenmiştir sizde gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz ;) Afiyet bal olsun bebişlerinize.. sevgiler.

30 Ekim 2015 Cuma

ÇOCUKLARDA GRİP !

Çocuklarda grip


Ve yine geldi çattı o soğuk sevimsiz kış mevsimi. Ben kışı sevmiyorum. Çünki yaşadığım şehir itibariyle bitmek bilmeyen kış geçiriyoruz burada..! bu da bizi soğutuyor tabiki. :) Kışın gelmesiyle yine tıkanan burunlar, kağıt mendiller, ilaçlar,hastaneler sezonu da açılmış bulunuyor. Oğlumda bu ara mevsimden nasibini aldı ve bu yıl ki ilk gribini geçirdi. Peki biz çocuklarımız grip olduğunda neler yapmalıyız ?? Öncelikle sadece grip olduğu zaman ben asla şurup kullanmıyorum. Çok ateşi olmadığı sürece tabi. Grip olduğunda genelde ateşi olmuyor çocukların. Griple birlikte, boğaz enfeksiyonu yada öksürük vs. yoksa ateşsiz atlatıyoruz çoğu zaman. Ben ağrı kesiciyi de çok zorda kalmadığım sürece vermiyorum. Burnu tıkalı olduğunda ise, günde 3 4 defa serum fizyolojik sıkıyorum. Burnu kapalı olan bir bebeğin, burun kanallarının açılması, burundaki sıvının ciğerlerine inip bronşit olmasının engellenmesi demektir. Burun akıntısı bu sebepten tehlikeli olabiliyor. Yapmanız gereken deniz suyu yada serum fizyolojik ile burun kanallarını açmak ve akmasını sağlamak. Bir de bu işin gece yatması tıkanık burunla nefes alamaması var tabi. Burda da devreye coldmix girerek hayatımızı kurtarıyor. Reklamını ilk gördüğümde aldığım bu üründen son derece memnun kaldığımı da söylemek isterim. Sadece oğlumda değil biz büyüklerde de işe yarıyor. (Bizde ki yeşil olan kutusu) Ne işe yarar bu coldmix diyorsanız; Yastığına yada omzuna bir damla damlattığınızda o kadar fresh naneli bir konu yayıyor ki, bu sayede burun kanalları açılıyor. Tabi çok fazlasının ciğerlere zarar vereceğini de bilmenizi isterim. Yastığının ağzına yakın olmayan kısmına yada yorganına damlatmanızda yetiyor. Çok yakın olduğunda, (ben kendime denemiştim ! )aşırı mide bulandırıcı bir koku olabiliyor. Son olarakta oğlum hastayken bol bol ıhlamur kaynatıyorum. Sade içmezse mamasını yapıyorum. Yada az bi şeker ve limonla içiriyorum. Ihlamurun da  balgam söktürücü etkisi olduğu için, kolayca atlatıyor oğlum. Sizlerde sadece grip nezle olan çocuklarınızda bu ürünleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Tabi  tek temennim, çocuklarımız hiç hasta olmasın...:( Amin Sevgilerle..

26 Ekim 2015 Pazartesi

Note Detox Fondoten

note detox fondoten
Herkese merhaba. Size geçenlerde aldığım note detox fondotenden bahsetmek istiyorum. Çok merak ederek aldığım bu üründen ciddi anlamda memnun kaldığımı ve şiddetle tavsiye ettiğimi belirtmek isterim. Öncelikle bende ki rengi 02. Ben buğday tenliyim. Ne çok beyaz ne de esmerim yani. Bana bi tık açık geldi ama yine de mükemmel durduğunu söyleyebilirim. Ürün yoğun değil çokta sıvı değil. Orta düzeyde bir yapısı var. İlk sürüldüğünde sanki kapatamaz gibi bir his veren yapısı olsa da iyice yedirdikten sonra kusursuz duruyor. Ben fondoteni uygulamadan önce flormarın fondoten bazını kullanıyorum. Bu şekilde yüzümde dalgalanma yada soyulma olmuyor. Kuru bir cilde sahip değilim cildim karma. Ama bazı fondotenler özellikle t bölgemde soyulma yapabiliyor. Nitekim bu fondotende baz yada nemlendirici olmadan sürdüğümde aynı sorunu yaşadım. Yani kuru bir cildiniz varsa denemeden almayın ! Karma ise baz yada nemlendirici mutlaka kullanın ! Yağlı ise zaten nemlendirici kullandığınızda yüzünüzle hemen örtüşeceğine eminim. Ürün kıyafetlere bulaşmadığını ve 14 saate kadar dayandığını iddia ediyor. Ancak o kadar süre kaldığını söyleyemem ama kıyafetlerime bulaşmadığını söyleyebilirim. (Uzun da  bir süre kalıcı. )  Benim için en önemli özelliği, öncelikle kapatıcı olmasıydı. Cildim de hiç bir kusur olmamasına rağmen tamamen pürüzsüz görüntüyü sevdiğim için kapatıcılığı iyi düzeyde ürünler kullanmayı tercih ediyorum. Ayrıca içeriğininde cilde zarar vermemesi çok güzel. İçeriği, tatlı badem yağı,e vitamini ve yosun özünden oluşuyor. Cilde tazelik,canlılık kazandırmayı vadediyor ve bunu bence başarabiliyor ! Fiyatıda ben indirimden 25 tl gibi çok uygun bir fiyata aldım. Sanırım 35 tl normal fiyatı da.   Kısacası kendisi benden geçer NOTE aldı ;)))) Uygun fiyatlı, cildinizi koruyan aynı zamanda da kapatıcılığı iyi düzeyde olan bu ürünü kaçırmayın derim ! Teşekkürler Note kozmetik ! :) Sevgiler..

20 Ekim 2015 Salı

Keratin bakımı





Keratin saç bakımı

Biz kadınların bitmek bilmeyen ve ortak çilesi olan saç bakımımız. Biliyorsunuz ki saçlarımız bir çok nedenden dolayı yıpranıyor,kopuyor ve dökülüyor. Özellikle de boyadan sonra saçlar eski doğal görünümüne dönemiyor malesef. Hele de bir sarı saç tutkunuysanız, saçlarınızın yıpranmadan kalması mümkün olmuyor. Bu durumda saçlara sık sık bakım yapmak gerekiyor. İşte keratin de tam olarak bu nokta da devreye giriyor.
Peki nedir bu keratin derseniz, keratin aslında saçımızın kendisinde ve tırnaklarımızda bulunan sert bir protein türüdür. Zamanla saç ısıya boyaya maruz kaldıkça bu keratin maddesini kaybediyor. Dolayısıyla bu da saçın yumuşamasına,esnemesine ve kopmasına sebep oluyor.
Keratin bakımın bir çok marka da ürünleri mevcut tabiki. Ama özellikle tercih edilmesi gereken silikon ile şişirilmemiş olan keratin ürünleridir. 
Peki bu keratin nasıl yapılıyor ?
Öncelikle saçınıza özel bir şampuan sürülüyor. Bu işlem saçlarınızdaki pulları açmaya yardımcı oluyor. Bir süre bekledikten sonra yıkanıyor. Daha sonra saçlar ayrılıp her bir tutama keratin uygulanıyor. Daha sonra kurumaya bırakılıyor. Ardından yıkanıyor ve ince bir kat fön çekiliyor. Bu işlemi ince yapmaları çok önemli. Çünki yoğun ısıya maruz kalması keratinin etkisini yitirmesine neden olabiliyor. Ve 3 gün de saçınızın yıkanmaması,saçın keratini iyice emmesini sağlıyor.  Bu işlemden sonra saçınızdaki farkı gözle görülür şekilde anlayabilirsiniz. Eski yıpranmış görüntü olmuyor. Saç dökülmeniz müthiş derece de azalıyor. 
Tabiki bu bakımı ayda bir yaptırdığınızda, özellikle boyalı saçlarda 3 4 sefer de saçlarınız fönsüz bile istediğiniz yumuşaklığa ve pürüzsüzlüğe ulaşıyor. 
Sizler de yıpranmış, tarak tutmayan ve dökülen saçlarınızdan şikayetçiyseniz hemen güvenilir bir kuaföre gidin ve keratin bakımı yaptırın. Sonuçtan memnun kalacağınıza eminim !
Sevgiler..

13 Ekim 2015 Salı

BLOG KEŞİF ETKİNLİĞİİİ


Blog keşif etkinliği
Merhaba herkesee. Uzun zamandır yapmayı planladığım blog keşif etkinliğini bugün başlatıyorumm.
Bu sayede yeni bloglar keşfetmeyi istiyorum. Sizlerde yeni bloglar arıyorsanız sesinizi duyurmak blogunuzu tanıtmak istiyorsanız yapmanız gerekenler;

1- Öncelikler GFC üzerinden blogumun takipçisi olursanız mutlu olurumm :)


2- blogunuzu kısaca tanıtıp linkinizle birlikte yorum kısmına bırakırsanız daha çok kişiye ulaşırsınız.


3- ve bu etkinliği paylaşmanızz :) böylelikle daha çok kişiye ulaşırız.

Şartlarımız bu kadar kısa ve net. Beni instagramdan takip etmek isteyenler içinde cinarnannesi (fyza karapınar )olarak bulabilirsiniz ;))
Hepinize şimdiden teşekkür ediyorumm sevgiler...

10 Ekim 2015 Cumartesi

2 yaş sendromu 1 yaşında başlar..!


2 yaş sendromu 1 yaşında başlar



Merhaba 2 yaş sendromu ! Merhaba istediği olmayınca kendinden geçen bebekler ! Merhaba çılgına dönen anneler !
 Hamileyken hep okurdum kitaplarda yada internette bu sendromla nasıl başa çıkılacağını. Benim bebeğimde olmaz biz sakin bir aileyiz ben olumlu sakin bir anneyim ! derdim bende hep ! Malesef evdeki hesap çarşıya uymuyor. Ben ne kadar sakin olduğumu düşünsem de bazen benimde atıyor şartellerim.
 Aslında şu sıralar başladık birbirimizi yemeye. Sinirinin sebebi istediğinin olmaması mı yalnız bir bebek olması mı benim çok üstüne titremem mi diye düşünürken aslında bu 2 yaş sendromunun belirtileriymiş.
 Bildiğiniz gibi bu sendrom bebeğimizin benlik kazanmasıyla başlıyor. Yani 18 aydan itibaren denilse de 15 aydan hatta 1 yaşından itibarende başlayabilirmiş meğer. Bu sıralar oğlumda da bir çok belirtileri var. Bunlar neler mi ? Mesela elindeki birşeyi aldığımda yumruklarını sıkıp kendini kasıp ağlaması ya da kafasını yerlere vurması istediğini vermediğimde veya onun o anki beklentisi anlamadığımda. (dizlerini yere vura vura sürünüp ağlayıp gitmesi henüz yürümediği için dizlerini vuruyor şuan :) saçlarını yolması vs..
Evet henüz keşfetme dönemindeyken benlik kazandığı süreçteyken onun eline aldığı şeyleri çekip almak benim hatam biliyorum. Ama hep mi tehlikeli şeyleri bulur bi çocuk diyorum bazen. Annelik içgüdüsü işte onun aldığı örneğin bir pipetse ya ağzına batırırsa ya üstüne düşer gözüne batarsa ya damağını kanatırsa ya yüzünü çizerse ya öyle ya böyle.. Saymakla bitmiyorki o an ki endişelerim kurgularım. Takıntılı bir insan değilim ama genelde neyi endişeyle versem eline kesin bu kurgularımdan birini yaşıyorum napıyım.
Bu dönem zor bir süreç bunu yaşayarak anlamaya başladım evet. Ve bu dönemde sabırlı olmaktan başka çaremiz yok. Eline birşey mi aldı onu almadan dikkatini çekecek tehlikeli olmayan başka bir şeye yöneltiyorum hemen. Ve hoop elindekini bırakıyor. Yüksek bi yere mi çıktı kucağıma alıp zorla indirmek yerine tatlı bi dille gel oğlum mutfaga gidelim diyorum mesela ve hoop atlıyor kucağıma. Bütün anneler gibi benimde hatalarım oluyor illa ki insanız. Hatasız bir anne pedagogta olsa psikologta olsa olmadığını düşünüyorum. Çünki siz ne kadar eğitim alırsanız alın çocuğunuz sizin aldığınız eğitimlere göre doğmuyor malesef. Sizin istediğiniz yönde gelişmiyor herşey. Bu dönemde çok çok araştırma yapıyorum. Mesela bir pedagoğun taktiğiyle yetinmeyip 2 3 pedagoğunda bu konuda fikirlerini okuyorum. Hatta uzman olması şart değil blogger annelerinde deneyimlerini okuyorum sık sık. Keza belki benim bilmediğim yanlış yaptığım gözden kaçırdığım bir nokta vardır diye düşünüyorum her zaman. Bazen günlerce düşündüğüm ne yapacağımı bilemediğim bir dönemle başa çıkmaya çalışıyorum bir şekilde. Oğlumuda anlayabiliyorum. O şuan tehlikenin ne olduğunu annesinin neden herşeye hayır dediğini anlamakta zorlanıyor çünki şuan onun dünyası çok farklı. Herşey onda merak uyandıyor dokunmak tanımak istiyor. Kendi kendine bi yerlere çıkmak açmak istiyor. Bunlara izin veriyorum tabiki bazen hatta düşeceğini bile bile göz yumuyorum tam düşecekken tutuyorum mesela. Kendininde bir birey olduğunu öğreniyor yavaş yavaş. Biz başka şeylere dalınca hemen yanımızda beliriyor yada perdenin arkasına koltuğun arasına saklanıp, yalandan öksürüp dikkati kendi üzerine çekmeye çalışıyor. Bende burdayım demek istiyor benimlede ilgilenin ! Ki ben akşama kadar bütün işimi bırakıp onunla ilgilenen bir anneyim. Oturup onunla oynayan şarkılar söyleyen hatta bazen evdeki eşyaları tanıması için evin her köşesini gezdirerek merak ettiği şeylere dokunmasını sağlayan bir anneyim. Yinede oluyor benimde kendimle ilgilenmeye yada ev işiyle ilgilenmeye ayırdığım zamanlarım. Ve oğlum işte o zamanlarda sanki daha çok ihtiyaç duyuyor bana. Bu da beni bazen kızdırsa da genelde gönlünü edip işime bakıyorum çoğu zaman. Diyorum yaa çok zor bir süreç bu. Çünki yapılan bir hata onun bu sendromu huy haline getirmesine yol açabilir. Ya da yapılan güzel bir davranış bu sendromu kolay atlatmasını sağlayabilir.
Biraz içimi dökmeye açılmış bir yazı gibi olsa da sizlere de faydamın dokunmasını sizlerin de yalnız olmadığınızı anlamanızı, sizin bebeğiniz gibi bebeklerin var olduğunu,aslında bu sendromun her bebeğin başına belirli dönemlerde gelebileceğini anlatmaya çalışarak, sizide bi nebze rahatlatabildiysem ne ala...
Ben biraz titiz ve tedirgin bir anneyim galiba. Bu dönemin onun kişiliğini etkilemesinden korkuyorum. Ve bu dönemde ona hayır demeyi bir süreliğine rafa kaldırıyorum ! Bırakın ellesin dokunsun merakını gidersin koşsun düşsün.. İçimiz rahat etmese de buna mecburuz anne olarak.. Birde yaşıtlarıyla zaman geçirme dönemindeyiz. Ve oğlumun hiç yaşıtı yok etrafımızda. Tek arkadaşı annesi. Tam yaşıtlarıyla bir araya gelme oyun oynama dönemindeyken eve kapanmak sürekli annesiyle vakit geçirmek onun da sıkılmadığı anlamına gelmiyor tabi. Ve sıkıldıkça kurdalıyor sıkıldıkça yeni şeyler keşfetmek istiyor. Eğer sizin imkanınız varsa mutlaka yaşıtlarıyla bir araya gelmesini sağlayın. Ben yaşıtı olmadığı için arada parka götürüyorum evde oyunlar oynatıyorum ama yinede bir çocuğa bir çocuktan başka oyun arkadaşı olabilecek kimsenin olmadığını düşünüyorum. Çünki ikiside aynı düşünceleri aynı duyguları paylaşıyor..
 Ve sonuç olarak sizleri de azıcık rahatlatabildiysem biraz ışık tutabildiysem bazı noktalara çok mutlu olurum. Ve şunuda unutmayalım ki her çocuğun en başta ihtiyacı olan şey sevgidir şefkattir. Lütfen onlara karşı hep şefkatli olalım ! Sevgiler...

8 Ekim 2015 Perşembe

Emzirme hikayem

Emzirme hikayem
Öncelikle herkese merhaba..  emzirme haftası arefesinde bende sizlere kendi emzirme duygularımı anlatmak ve ufak tavsiyelerde bulunmak isterim.  06.08.2014 tarihinde minik yavrumu kucağıma aldım. Ve o sanki daha önceden biliyormuş gibi ağzıyla meme arıyordu adeta.. Ben korka korka utana sıkıla göğsümü açtım. Ve oğlumu emzirmeye başladım. O ilk an o ilk temas anlatılmaz bir duygu.. İlk başlarda tabiki süt geliyormuydu bilmiyorum. Çınar emiyordu ama ben hissedemiyordum. Zamanla alıştım hissetmeye tabi. Derken aradan 1 hafta geçti geçmedi göğüslerimde yara oluştu. Hatta kanamaya bile başladı. O acı öyle kötüymüş ki sanki sırtınızdan ciğerlerinizin söküldüğünü hissediyorsunuz yada biri sizi hançerliyor. Dayanılmaz bir acıydı kısacası. Ve benim için o güzel duygu kabusa dönmüştü artık. Uyanıp ağladığında o kadar isteksiz emziriyordum ki.. Kendime kızıyordum ağlıyordum ama ne kullandıysam geçmedi. 40 50 gün sonra kendiliğinden geçti..  Tam rahata erdim derken ise oğlum kucakta emmeyi reddetmeye başlamıştı. Nasıl denediysem olmadı. Ağlıyor uğunuyordu artık. Emmek istemiyordu ama açtı.. O kadar çaresiz kaldığım günler oldu ki. Kendi kendime o kadar çok ağladım ki.. Nasıl ederim naparım diye düşünürken yatarak emzirmeyi akıl ettim birden. Ve önce onuda reddetsede çok acıktığı zaman verdim ve alıştı. Nihayet emzirebiliyordum hemde acısız sancısız oğlumda zevkle emiyordu.. Çok şükür ! Sütüm çoktu o zamanlar tabi herkesinde gözü kalıyordu. Ve sürekli mastit oluyordum. Onunda ağrısı çok zor. Her iki göğüsüde yeterince emzirmemekten oluyormuş. Havluyu ütüyle ısıtıp sütü sağarak uğraşırdım boşaltmak için çok ağrısada o şekilde geçerdi.. Tabi ben yatarak emzirdiğim için evden bir yere gitmek istemiyordum. Gittiğim her evde nereye yatarım diye düşünmektense utanıp çekinmektense gitmemeyi tercih ediyordum. 5 buçuk altı aya kadar oğlum sorunsuz yatarak emiyordu. Sonra bi hastalandı. Öksürük ateş burun tıkanıklığı emmekte zorlanıyor istemiyordu. Tabi ek gıdayada pirinç unu meyve püresi falan başlamıştım. Sadece geceleri pirinç unuyla muhallebi veriyordum. Gündüzleride bazen meyve püresi. Ve o dönemde sütümde azalmıştı. Çektikçe ağlayıp bırakıyordu. Bende mama aldırdım. Hasta olduğu için doymuyor diye biberonla verdim. Tabii biberonun o seri akışı onu kandırmaya yetmişti. O günden sonra da bi kaç kez dışında doğru düzgün emmedi.. Tek göğsümde süt tamamen kesildi. Diğeride damla damla kaldı bi kaç aya oda kesildi.. Ve ben emzirmenin tadına doyamayan bir anne olarak bir yanım eksik kalmıştım. Zaten sorunsuzca çok uzun bir süre emziremedim. Hep bir sıkıntı yaşadım. O kadar heveslenirdim ki sorunsuzca kucakta emen bebeklere.. Şimdilerde de büyümüş oturarak yada yürürerek emen koşup annesinin göğsüne yapışan bebeklere çok hevesleniyorum. Çünki bizim emzirme maceramız çok ama çok kısa sürdü.. Neyse konuyu kısa kesip size tavsiyelerde de bulunmak istiyorum. Öncelikle hamileyken meme ucunuz çatlaksa mutlaka krem kullanın. Vazelin bile olur. Emzirirken doğru emzirmeye dikkat edin. Ki ben doğruda emzirsem yara oldu ama. Emzirdikten önce ve sonra gazını alın bebeğin. Ben bunu yapmadım belkide hep gazdan emmek istemedi. 3 buçuk 4 aya doğru memeyi reddetme etrafı tanıma dönemi olduğu için bebeğiniz emmek istemeyebilir. Siz sakın zorlamayın istemedikçe emmesin. Ve kesinlikle sessiz bir ortamda emzirin. Her iki göğsünüzü de eşit emzirin. Ki mastit yani süt dolması olmasın. Şayet olursa da havluyu ütüleyip göğsünüze koyarak sağmayı deneyin. Sütünüzün çok olması için (6. Aydan itibaren azalıyor yoksa) en azından bol bol su için günde 3 lt civarı. Ben su içemediğimden de sütüm 6 aydan sonra çok azalmıştı.  Son olarak bebeğiniz hasta da olsa sakın biberonla mama vermeyin. Ben bu yüzden emziremedim çünki.. Sütünüz varsa bol bol emzirin.. Ve lütfen emzirmenin kıymetini bilin... Sevgiler.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Benim normal doğum hikayem


Normal doğum hikayem


Merhaba bu yazımda sizlere doğum hikayemi anlatmak istiyorum. Ben asla sezeryan doğum düşünmedim. Bunu gerektirecek bi sıkıntımda çok şükür olmadı. Ben aslında suni sancıyla doğumu anlatmak istiyorum size. Belki korkusu olanlara yardımcı olurum. 

Evet son kontrole gittiğimde suyumun sınırda olduğunu ancak yetebileceğini söylemişti doktorum. Ve bana salı günü suni sancı başlamak için randevu vermişti. Tabiki ben suni sancı istemiyordum o yüzden salı gününü beklemeden başka bi doktora gittim. Aslında amacım çatıma baktırmaktı çünki 40 haftayı doldurmuştum ve hiç bakmamışlardı. Çatı kontrolünün sancıyı tetiklediğini duyduğum için de gittim biraz da. Neyse hastanede çatı kontrolüm yapıldı eve geldim ve biraz kanamam oldu. Ama hiç sancım yoktu eşimin baskısıyla tekrar hastaneye gittik açılmam 2 cm di ve suyumda az olduğu için bana yatış verdiler. Bu arada çatı kontrolünden bahsetmek istiyorum. Evet biraz can yakıcı bişey ama kendinizi kasarsanız çok daha fazla yanıyor canınız ve doktoruda zor durumda bırakıyorsunuz buna çok dikkat etmenizi öneririm. Yatış için suni sancı odasına çıktığımda dehşete düştüm diyebilirim aslında. Bağıranlar ağlayanlar ve doğumhaneden gelen sesler beni biraz ürküttü açıkcası. Ve bundan sanıyorum ki benim açılmam o an durdu ve 36 saat suni sancı aldım. Ertesi günün gecesine kadar çok bişey yoktu. Kalkıp dolaşıyordum gayet iyiydim. Ama o gece saat 00.00 da suyum geldiği an sancılarım o kadar sıklaştı ve arttı ki. Tarifi mümkün değil evet çok zordu evet bende biraz bağırdım. Sabah 7.30 a kadar ne çektiğimi bir ben bilirim. Tabi birde sürekli ebelerin alttan bakması da çok canımı yakıyordu. Son dakikalarımda sanki bişeyin çıkmaya çalıştığını hissettim. Ve ebeyi çağırdım çığlık atarak çünki orda doğurmaktan korkuyordum. Hemen doğumhane götürdüler. Masaya çıktım. Ve ıkın dediler amaa ben yaklaşık 45 saattir hiç bişey yemedim yedirmediler sezeryan ihtimaline karşı su bile içmedim. Dudaklarım ağzım o kadar kurudu ki sadece su diyebildim. Gücüm kalmamıştı artık. Uyku yok yeme içme yok resmen orda ölmekten korktum. Doktorum çok az su içirdi. Ikınmaya başladım ama yapamıyorumm kendimi kasıyorum gücüm zaten yok bi türlü bebek çıkmadı. Doktor karnıma bastırarak destek oldu ve yaklaşık 10 dakika içinde oğlumu gördüm. O an evet bütün sancılar acılar bitiyor o kadar rahat hissettimki. Ebe o arada dikiş atmış onu bile anlamadım yani. Evet kendi sancımla gitsem hiç zor olmayacaktı. Kendi ssancısıyla gelen herkes gülerek gitti doğuma. Size son olarak tavsiyem lütfen benim gibi sabırsızlık yapmayın evet zor ama bi gün için o kadar işkenceyi çektim suni sancıya hiç gerek yoktu bekleseydim oğlum zaten gününde gelecekti. Mecbur kalmadıkça bence suni sancıda almayın. Sevgiler.


6 Ekim 2015 Salı

Mac Face and Body


Mac face and body fondoten


Merhabalar öncelikle bir çok kez makyaj deneyimlerimi de yazmayı düşünüp hep erteliyordum. Ancak bundan sonra kullandığım yeni ürünleri yazıp sizlerede almadan önce bilgi vermek istiyorum. Çünki ben bir ürün almadan önce mutlaka google'da bir güzel arama yapıp siz blogger kardeşlerimin yazılarını okuyarak alıyorum :) Nitekim face and body ide böyle aldım. Bende ki rengi benim ten rengime biraz koyu oldu.(C2) Beyaz tenli iseniz kesinlikle koyu renk almayın. Zira dalga dalga oluyor. Çünki kapatılıcığı çok yüksek değil. Hele ki tek kat uygulandığında yok denecek kadar az bir görüntü veriyor. Boyutunun 120 ml olması fiyatınında 98 lira olması cezbedici. Ancak ben pek memnun kaldığımı söyleyemem sizleride yanıltmak istemiyorum. Eğer ki yüzümde ağırlık yapmasın varlığını çok belli etmesin diyorsanız alabilirsiniz. Ama kapatıcılığı az diyebilirim. Ki benim cildimde leke olmadığı halde bana az geldi kapatıcılığı. Karma bir cilde sahibim biraz parlama da yapıyor. Bence yağlı ciltlere kesinlikle uygun değil. Karma ciltler içinde  üzerine pudra ile sabitlemek gerekiyor. Kısacası ürün günlük kullanıma uygun hafif yapıda akışkan bir fondoten. İlk etapta hoş parlak bir görüntü versede kalıcılık konusunda da zayıf bir ürün. Bir kaç saat sonra cildim fondoteni kustu. Ve hiç sürmemişim gibi bir görüntü verdi. Hatta bazen dalgalanmalar bile oluştu. Eğer sizde benim gibi verdiğiniz paraya değecek kapatıcılığı iyi düzeyde kalıcı olan bir ürün arıyorsanız bu ürünü tercih etmeyin derim. Ama ince yapılı bir ürün arayışında iseniz tercih edilebilir. Yinede Mac markasını kötülemiş olmak asla istemem. Benim tenime ve beklentilerime uygun değil demek ve sizlere sevgilerimle yazımı sonlandırmak istiyorum.. ;))

Oğluma..


Neler söylenebilirdi bir resime bakınca ve ben neler söyleyebilirdim.. Aslında sizn gördüğünüz sadece bir bebek resmiyken. Ben neler görüyorum o resimde..
 Hayallerimi, umutlarımı, geleceğimi,geçmişimi bakarken doyamadığımı, doymaya bile kıyamadığımı, ya az seversem diye anlamsız düşünüşlerimi,korku dolu düşlerimi, bazen takıntılarımı bazen haykırışlarımı sevinç çığlıklarımı, içime attığım göz yaşlarımı, sebepsiz gülüşlerimi,eksiksiz sevişlerimi, doyumsuz öpmelerimi,dokundukça sıcaklığı baktıkça sonsuzluğu ve anlatmaya kelimelerimin yetmeyişlerini.. Neler neler görüyorum bir bilseniz..
 Annelik bu muydu ? bu kdr çok anlam çıkarmakmıydı bir resimden? bir gülüşten, bi öpüşten bu kdr mutlu olmakmıydı annelik..?  Onunla geçen her anı her saniyeyi dolu dolu yaşamak isteğiydi annelik her şiiri her şarkıyı ona ithafen dinlemekti annelik..
 Anne ne kutsal sevmişsin meğer sen beni ! Ne ince düşünmüşsün her ayrıntıyı her noktayı ve O, ne güzel yaratmış bizleri ! İçimize verdiği bu duyguya ne çok anlam ne çok hazine yüklemiş..
Ve sonra sözlerin tesiri de kalmamış evlat kelimesinin yanında. Onlarda bir kelimenin gücüyle göç etmişler uzaklara.. Ve şükürler olsun seni bana evlat verene..
 Bana bu duyguyu tatma fırsatı verene sonsuz şükürler olsun, senin annen olmayı bana layık görene...!

29 Ağustos 2015 Cumartesi

MUCİZE PİŞİK KREMİ MUSTELA

Biz annelerin ortak sorunlarından biride tabiki de geçmek bilmeyen pişikk .. En iyi bezide kullansak sık sık banyoda yaptırsak sıcak yaz aylarında ve diş dönemlerinden pişiğin önüne geçilemiyor malesef. Denemediği ürün kalmayan bir anneyim bende. Tabiki uzun araştırmalar sonunda mustelayı denemeye karar verdim. Mustela üzerindede belirttiği gibi 3 kullanımda mucize şekilde pişiği tedavi ediyor. Eskiden pişikten öte mantara dönüşen kızarıklığa bir günde çare olduğu için minnettarım kendisine :)
Tabi birde her alt açmada kullanmamanızı öneriyorum. Çünki bu seferde bebeğinizin poposu çok hassas olacak ve krem kullanmadığınız zaman da hemen pişik oluşacak. Kreme çokta alıştırmamak gerekli diye düşünüyorum. Kızarıklık yoksa hiç kullanmayın varsa da çok ince bi tabaka halinde günde 3 defa (ben genelde kaka yaptığında ıslak mendili çok kullandığımda sürüyorum ) sürmeniz yeterli oluyor. Zaten çok yoğun bi krem çok azı bile bi anda çoğalıyor sürerken.

14 Ağustos 2015 Cuma

Çınar 1 Yaşındaa 💕💕



Vee sonunda oğlum 1 yaşına girdiii. Çok heyecanlı bir şeymiş bu doğum günü organizasyonu. Bende herşeyi kendim düşünerek aldım yaptım. Pastamızı şeker hamuruyla değil gıda boyasıyla yaptırmayı tercih ettik çünki şeker hamuru pastanın lezzetini bozuyor sadece görüntü olarak hoş duruyor. 1 yaş kurabiyelerimi kendim yaptımm çok güzel süsleyemedim ama sade ve hoş oldular. Misafirlere magnet ve kurabiye dağıttık. Herşey çok beğenildi çok sevildi. Sizlere de fikir olsun diye resimleri paylaşıyorum umarım beğenirsiniz ;)))
Sevgiler..

22 Haziran 2015 Pazartesi

Hastane Çantası

HasTane ÇanTaMda Neler VaRDı ??
Merhaba evet çok sık yazamıyorum uzun zamandır çünki ufaklığım sürünmeye başladıı ve hep peşindeyim biraz daha büyümesi gerekicek sanırım hergün yazabilmem için..:(

Doğuma giderken neler almalı pekii ben çok abartılı malzemelerle doldurmadım çantamı genelde tatile çıkacakmış kadar çok şey götürüyor insanlar.

 Emin olun hiç gerek olmuyor herhangi bi aksilikte yatış vs. Zaten evinizden getiren illaki olacaktır çok uzak bi hastaneye gitmediğiniz sürece. 

13 Haziran 2015 Cumartesi

Çocuk Ve Bebeklerde Yeme Problemi


Öncelikle bilindiği gibi yemek yemek temel ihtiyaçlarımızdan biridir. Yemek yemeden yaşamak mümkün olmadığı gibi acıkmadan yemek yemekte mümkün değildir. Sizler acıkmadan zoraki yemek yedinizmi hiç ben yemedim denesem de yiyemem zaten o yemekten direk tiksinirim işte çocuklar ve bebeklerdede bu böyle. 

Açlıgın verdiği etkiyle insanda sinirlilik hırçınlık oluşur. Temel ihtiyacımızı karşılayana kadarda bu değişmez. Midemizde bi kuruntu bi boşluk hissederiz ve bu bizi rahatsız eder. Aynı zamanda mide beynimizi aç olduğumuza dair uyarır ve o an yemek yemektn bşka bişey düşünemez oluruz. Bu bebektn yaşlıya bütün insanlar için böyledir. 

11 Nisan 2015 Cumartesi

EBEVEYNLERIN EN ÇOK YAPTIĞI 5 HATA !

Çocuklarını güzel bir şekilde eğitmeyi tüm anne-babalar istiyor. Herkesin niyeti çok iyi. Ancak iyi niyetler doğru davranışlarla birleşmediğinde ortaya da doğru sonuçlar çıkmıyor. Bazen eğitim için kullandığımız ve genelde anne-babalarımızdan gördüğümüz yöntemler çocuklarımızı olumsuz etkileyebiliyor. Anne-babalar olarak, çocuklarımızı eğitirken genel olarak beş temel yanlış yapıyoruz. Bu yanlışları detaylıca açıklamak yerine örneklerle aktarmak istiyorum.

1) EVLATKOLİK ANNE-BABA

Bazı anne-babalar çocuklarına o kadar bağlıdırlar ki, bu bağlılık artık karşılıklı bağımlılığa dönüşmüştür. Onları yanından ayırmak istemezler ve aşırı korumacı davranış sergilerler. Bu ailede yetişen çocuklar genelde çekingen olurlar.

7 Nisan 2015 Salı

ÇınaR'ın ilk dişi Çıktııı.. :))

Sonunda diş perisi bizim eve de uğradı. Ve oğlumun dişini hediye etti bize. 1 nisanda şaka gibi çıktı ilk dişimiz. Ben tabiki görmedim ilk babannesi fark etti. Çünki diş kolyemiz sayesinde oğlum ağrısız sancısız dişini çikarttı. Evet ilk aldığımda oğlumda hiç birşey fark edemediğim ve pişmanlık duymaya başladığım doğrudur :) Biz hep dişini çok geç çikaracağını düşünüyorduk. Hiç bi belirti yoktu çünki oğlumda. Salyaları akmıyor sürekli ağlayan huysuz bi bebek değil ateş yokk gece uyanması yok tabiki maşallah diyeyim öncelikle ;) ama bu kadarıni beklemiyordumm. Verazeyn diş kolyesini aldığım ve oğlumu bu ağrılı dönemde bi nebzede olsa rahatlattığım için yaşadığım huzur kelimelerle anlatılamazz aferin sana diyorum kendi kendime ve aferin ona diyorum diş kolyemize..
Kehribarın ağrı kesici özelliği olduğunu tabiki duymayan yoktur heralde. Ama bu kolyelerin orjinal kehribar olup olmadığı hep bi soru işareti oluşturuyor kafamızda ister istemez annelik içgüdüsü şüphe duymamıza yol açıyor tabikide :)

2 Nisan 2015 Perşembe

ANNe oLmaDan önCe. . .

Anne olmadan önce bilmezdim annemin neden kendinden çok beni düşündüğünü. Neden üşümediğim halde üstümü örttüğünü neden acıkmadan yemeye zorladığını  ve neden en guzel pastaları meyveleri annemin hiç sevmediğini.. Anlamazdm ben hasta olunca annemin yüzündeki endişeyi korkuyu.
Benim canım yandığında annemin ah demesini anlamazdm ben cocukken. annelik nasıl bişey diye sorduğumda tarif edemediği o duygunun tarifinin olmadığını bilmezdim..
Anne olmadan önce hiç dikkatimi çekmezdi masanin sivri kenarları ocakta kaynayan yemeğin sıcaklığı yada bir oyuncağın ufak parcaları.. hiç umrumda olmazdı havanın ayazı yada soğukluğu.. aynı havayı soluduğum insanların grip nezle olması hiç ilgimi çekmezdi ortalığa hapşurması.. tedirgin etmezdi beni hastane koridorları ürkütmezdi

20 Mart 2015 Cuma

AVOKADO MUCİZESİ

Merhaba anneler.Avokado mucizesiyle henüz bebeğini tanıştırmayan annelerimiz varsa onları bilgilendirmek amacıyla yazıyorum bu yazımı.
Öncelikle avokadonun faydalarından bahsedelim.
Enerji değeri yüksek bir meyve olan Avokado yağ ve protein açısından da oldukça zengindir. Ayrıca bol miktarda A ve E vitamininin yanında B grubu vitaminleri ve potasyum gibi mineralleri içinde barındıran besleyici bir besindir.
Vücut dokularının ve cildin yenilenmesine yardımcı olur. Yaraların iyileşmesine katkıda bulunur. İyi bir hücre koruyucu ve antioksidandır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kansere karşı koruyucudur. Kalp ve damar sağlığı açısından da yararlıdır.
Avakadonun Kabızlığa karşı etkili, bağışıklık sistemini güçlendirici özellikleri bulunmaktadır. İçerdiği doymamış yağ asitleri kanda kolesterolün yükselmesini önler dolayısıyla Kalp ve damar hastalıkları için en iyi doğal ilaçtır.

4 Mart 2015 Çarşamba

EK GIDA TARİFLERİ 1

Evett. Çınar' ım 7 aylık oldu ve biz artık hemen hemen herşeyden tatmaya başladık.Çoğu zaman korkarakta olsa onun iştahla yediğini görmek beni hep mutlu ediyor. Uzun zamandır yazmayı planladığım ek gıda tariflerimi paylaşmak istiyorum sizlerle..
Ben oğluma pirinç unu kullandığımı ve onunla başladığımı söylemiştim. Pirinç ununun hiç bir faydası olmadığını boş kilo yaptığını söyleyenler olsa da içerisine koyduğunuz vitaminli gıdalarla besin değerini artırmak mümkün.
Ben pirinç unu içerisine genelde irmik koyarak pişiyorum. tarifim şöyle:
 5. aydan itibaren
bir yemek kaşığı irmik
bir buçuk yemek kaşığı pirinç unu
bir su bardağı kadar  da su(ben göz kararı koyuyorum çok cıvık olmasın diye)
2 3 tanede cici bebe bisküvisi
su pirinç unu ve irmiği cezvede suyla karıştıralım suyun sıcak olmamasına dikkat edin!
sonra bisküvileri atıp ocağa koyalım. Kısık ateşte karıştırın ki irmik hemen topaklanıyor. kaynamaya başlayınca da kapatın. Çok katı olursa saf zeytınyağı da koyuyorum içerisine. Ya da kaynamış suyla biraz sıvılaştırabilirsiniz.
Ben oğluma bu tarifi akşam saatlerinde yediriyorum. 10 gibi mesela. Sonrasında acıkırsa emzirip 12 gibide uyutuyorum. Tok tuttuğu için gece sık uyanmasını engelliyor. 
Bu tarifide her gün aynı olmasın diye değiştiriyorum bazen. Mesela yine pirinç unu ve suyla cicibebeyle yapıyorum. İrmik koymuyorum çünki içerisine devam sütü (3 4 ölçek kadar) katıyorum. Sıcakken koymayın ama devam sütünü hafif ılık olacak şekilde. İyice karıştırın. Bebelac devam sütünü oğlum sade olarak sevmediği için bu şekilde yapıyorum. Aptamilde kullanabilirsiniz.
Şimdi çorba tariflerimize gelelim.
Yoğurt Çorbası (6. aydan itibaren )
1 yumurta sarısı
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı un
1 su brdağı su 
bi kapta bunları iyice çırpıyoruz. Tenceremizi ocağa koyup bi tatlı kaşığı tereyağ çok az da sıvıyağ damlatıyoruz. Tereyağ bebek beyin gelişimi için çok önemli bir gıda. Her yemekte kullanmalısınız. Ben içerisine birazda nane atıyorum. Bir çimdikte tuz. Yaptığımız karışımı da ekleyip kaynayana kadar karıştırıyoruz. Tercihe göre tel şehriyede koyabilirsiniz. Ben arpa hiç vermedim önce az az tel şehriye atarak başladım. Şimdi ise çokça yediriyorum. 
Tarhanalı tel şehriye çorbası (6. aydan itibaren)
2 yemek kaşığı tarhana
1 yemek kaşığı tel şehriye
çok az salça (bi çay kaşığı gibi)
tenceremize yine tereyağını koyup eritiyoruzz. Nane isterseniz ekleyebilirsiniz. üzerine salçamızı koyuyoruz. bir buçuk su bardağı su koyuyoruz. üzerine tarhanamızı koyup tel ile iyice karıştırıyoruz. Tarhana hemen topaklanır çünki. Suyu az olursa baktınız kaynayınca çok katılaşıyor kaynamış su ekleyin.  Kaynadıktan sonra şehriyeleri atın. Yumuşayınca kapatın. 
Sadece tarhanayıda tel şehriye hariç bu şekilde yapabilirsiniz.
Sebze Çorbası (6. aydan itibaren )
Bir brokolinin 3 4 sapı 
yarım havuç
yarım kabak
bir küçük patates
hepsini doğrayıp suda haşlıyoruz. Yumuşayınca blendırdan geçirip üzerine isteğe göre tereyağ sosu yapıp hazırlıyoruz .
Kırmızı mercimek çorbası (7. aydan itibaren )
1 küçük soğan 
yarım çay bardağı mercimek
yarım havuç
yarım patates 
hepsini yine doğrayıp haşlayıp blendırdan geçiriyorum. Üzerine az salçalı tereyağ nane sosu yapıyorum.
Bunların yanında da bazı yemek sularına( baharat olmayan ) bayat ekmek içi doğrayıp yediriyorum.Ispanak patates sebze pırasa yemeği gibi.
Ancak bilmenizi istediğim bir şey daha var. Geçenler de yine bezelyeli patates yemeğinden oğluma yedirdim. Bezelyelerden çok az az verdim. Sadece tadımlık amaçlı. Doyurasıya yedirmedim yani.
Ve aradan bir saat geçti geçmedi yüzü kıpkırmızı oldu birden .Ben tabi öyle görünce ne yapacağımı bilemedim. Vücuduna baktım orasıda hafif kızarmıştı. Bezelyenin alerji yaptığını anladım.Tabi hemen hastaneye koştuk ve hastaneye kadar geçmişti. Alerji şurubu aldık eve geldik. Aslında basit birşey gibi görünen alerji boğazı kapatarak soluk almayı da engelliyor. Yani bebeğinize ilk verdiğiniz herşeyi adım adım tattırın . Mesela bezelye nohut fasulye en çok alerji yapıcı gıdalarmış. Kısaca her yemekten verin tabiki ama kurubaklagillere lütfen dikkat edin. Ben o kadar az yedirmeme rağmen böyle olduysa doyurasıya yedirsem Allah korusun neler olurdu neler Birde bu dönemde evinizde alerji için bir şurup bulundurmayı unutmayın..!
Şimdilik tariflerim bu kadar. Oğluma bunların yanında meyve püreleri ev yapımı yoğurt da veriyorum. Birde pekmezden bahsetmek istiyorum. Çoğularına göre pekmezin sadece şeker içerdiği düşünülse de kan yapıcı özelliğini kimse inkar edemez. İçerisinde yoğun miktarda demir bulunmakta. Bende oğluma günlük pekmez veriyorum. Bazen mamasına katıyorum. Tabi sıcak olmaması gerekli. Evinizden sofranızdan pekmezi eksik etmeyin.. ;)
Sorularınız için facebook Cınarsmom sayfasından ya da Sivas anneleri grubundan ya da instagramdan Cinarinannesii adresinden ulaşabilirsiniz.
SEVGİLER..






19 Şubat 2015 Perşembe

MOMFORTBABY KANGURUMUZ ;)

Merhaba anneler ve anne adayları :) 
Bu yazımda sizlere deneyimlediğim bir üründen bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz üzere her annenin korkulu rüyası bebeğiyle sokağa çıkmak. Bebek arabasına koysak hem bebeği hem arabayı taşımak gerçekten çok zor. Birde toplu taşıma araçlarına binmeniz gerekiyorsa ve yalnızsanız yandınız demektir. ;)
İşte tamda böyle bir durum yaşayan ben oğlumla dışarı çıkma korkumu bir türlü yenememişken instagramda gördüğüm ve hemen anne araştırması yaptığım bu ürünün oldukça kullanışlı olduğuna kanaat getirdim. Ürün bildiginiz üzere ergonomik kanguru. 


Ürün resimdeki gibi. Bir çok rengi var ben kıyafetlerimle uyumlu olmasi için siyah tercih ettim. Erkek çocuklarına uygun olmadığını düşünerek önce bi tedirginlik yaşadım. Ama benim gibi olan annelerle konuştuktan ve ürünü biraz araştırdıktan sonra aslında doğru oturuş pozisyonuna sahip oldugu için kalçasına ve testislerine bir zararı olmadığını gördüm. Üstelik 20 kg ya kadar taşınmasıda bu ürünü benim içn vazgeçilmez hale getirdi. 
Ürünün özellikleri saymakla bitmez. Onun için en iyisi siz sitesine girip bir göz atın. Yenidoğan bebekler için de kullanıldığı gibi bide kış mevsiminde kullanılanı bile var. 
Anne olarak oglumla daha samimi onun bana daha yakın ve güvende olmasını istediğim için tercihim momfortbaby oldu. Doğru kullanıldıgı taktirde belinize ve sırtınıza da ağırlık yapmayan bu ürünü anne tavsiyesi olarak kaçırmamanızı öneririm.
www.momfortbaby.com.tr adresinden ya da 
instagram da momfortbaby yazarak ulaşabilirsiniz.
Sevgiler..

3 Şubat 2015 Salı

EK GIDAYA GEÇİŞ


Merhaba ek gıdaya geçiş konusunda pek çok araştırma yaptım.Ne vermeliyim konusu beni çok tedirgin ediyordu. Nasıl başlayacağımı bilemiyordum. Emzirmek çok kolaydı. Ve ben hep emzirmeyi tercih ediyordum :) Ama oğlumun kilo alımı yavaşlayınca ve emerken eskisi kadar çok yutkunmadığını anlayınca bende ek gıdaya başlamam gerektiğini düşündüm. Ama önce çok az başlayıp oğlumun hazır olup olmadığını anlamalıydım. Öncelikle nasıl hazır olduğunu anlamalısınız.Ondan bahsetmek istiyorum.
Eğer bebeğiniz kucağınızda yatmayı istemiyor ve kendini yukarı (oturur pozisyona doğru) kaldırmaya çalışıyorsa siz yemek yerken yediğinize bakıyorsa ve ağzını şapurdatıyorsa destekli bi şekilde oturtmaya başladıysanız ek gıdaya geçme vaktiniz gelmiş demektir.
Ek gıdaya geçişte unutmamamız gereken en önemli kural 3 gün kuralı!. Bu kural ne demek ? diyorsanız şöyle açıklayım. 3 Gün boyunca aynı şeyi tattırmanız gerekiyor ki alerjisi olup olmadığını kolayca anlayabilesiniz. Mesela ilk bulamaç yapmayla başlarsanız bebeğinizin hangi gıdaya alerjisi olduğunu anlayamazsınız. Ve alerji testi yaptırmak zorunda kalırsınız. Ben Çınara ilk olarak havuç suyu ile başladım.3 gün verdim. İlk gün bi çay kaşığı daha sonra iki ve sonra da 3. Daha sonra da 10 15 ml kadar verdim ve hepsini içti. Sonra elma suyu denedim. Aynı şekilde çok severek içti ikisini de . Elma suyu ishal etti bu arada. Bi hafta sonra da cam rende ile elma ve havuç rendeleyip püresini az az yedirdim ve onuda kabul etti. Önce biraz katı olduğu için ve henüz kaşığa alışık olmadığı için bebeğiniz diliyle geri itecektir. Siz istemediğini düşünmeyin. Tekrar verin. (sevmediği zaman zaten midesi bulanır gibi öğürecektir) Kimileri ilk sebzeyle başlamayı öneriyor. Kabak havuç gibi. Ama ben havucu tercih ettim. Elmayla da devamını getirdim. Oğlum ek gıdaya başladığında 5. ayın içindeydi. Henüz doldurmamıştı. Belki erken diye düşünebilirsiniz ama ben hazır olduğundan emindim ki hiç bi sorun yaşamadım.
Sonrasında ARI mamanın pirinç unuyla içerisine önce bir taneden başlayarak cicibebe ile muhallebi yaptım. (bu tarifleri ayrıca yazıcam) Katı olmasına rağmen gayet sorunsuzca yedi. Tabiki ilk seferinde kabızlık yapıyor. Ama sonrasında bolca emzirirseniz bu sorun ortadan kalkıyor. Ya da elma armut suyu verebilirsiniz. Kabızlığa armut suyu özellikle birebir. Gerçi ben çoğu zaman muhallebinin içine bi kaşık saf zeytinyağı katmaya başlamıştım ve kabızlığını önlemiştim. Kakası katılaşıyor zaten bu sizi korkutmasın. Ek gıda alan bebeğin kakasında değişiklik illa ki oluyor. Yine cam rendede rendeleyip muz verdim ilk gün az az. Cam rende de muzu çok sıkmadan rendelemek gerekiyor parçalanmaması için ve sulu bi kıvama geliyor. Muzu önce sıvı olarak verdim alışınca çatalla ezdim. Bazen de muhallebisine kattım (zeytinyağı ile birlikte) Muzla armutu ayrı ayrı tattırıp alerjisi olmadığını anladığınızda muhallebinin içerisine de koyabilirsiniz. Armutu da cam rende de rendeleyin. İkisini de katınca tadı ve besleyiciliği çok yüksek oluyor. Özellikle gece çok uyanan bi bebekse bunu akşam saatlerinde denemenizi öneririm. Daha sonra da BEBELAC  devam sütüne başladım. Bunu biberonla veriyorum. Bazen APTAMİL devam sütünü de biberonla veriyorum ve bebeğim aynı zamanda emiyor. Şuan 6 ayını doldurdu. Bu arada yumurta sarısına da başladık biz.(unutmayın yumurta beyazı bir yaşına kadar yasak) Tabiki çok vermemek şartı ile yarısıyla başlamanız gerekiyor. Ayrıca içerisine labne peynirde koyuyorum ve severek yiyor. Pekmezede iki gündür başladım. Bunları detaylıca tarifler olarak yazıcam. Şimdilik aklıma gelenler bunlar hatırladıkça da güncellemeye çalışıcam. Sormak istediklerinizi mail ve instagramdan ya da buraya yorum yaparak sorabilirsiniz.
SEVGİLER..

Makyaj öneRiLerim

Merhaba öncelikle size kullandığım ürünleri tanıtmak istiyorum. Ben çok uçuk fiyatlı olmayan her markanın ürünlerini sırasıyla denemeyi çok severim. Örneğin maybelline den bütün rimelleri kullandım. Bütün fondotenleri göz altı kapatıcılarını ve pudraları. Mesela ;maybelline affinitone fondoteni (cam şişe)çok beğeniyorum. Akışkan bi yapısı var cildi kurutmuyor ama açık tenliler için renk seçeneği yok malesef. Yani ben sand rengini kullandım. ama o bile benim cildime koyu geliyordu. yaz aylarında biraz karardığım zaman çok göze batmıyordu. (Üzerinden yine maybelline nin affinitone pudrası 24H ile geçiyordum parlama yapmaması için.)
yine aynı markanın affinitone serisinden plastik krem görünümlü gri kapaklı kabındaki fondoteni de kullandım.Fiyatları çok ucuz ama kapatıcılıkları da çok iyi denemez. Kesinlikle vaad ettikleri gibi 24 saat falan yüzde kalmıyor.
Maybelline kullanıcaksınız ve ten renginiz çok açık değilse affinitone cam şişesi tam size göre.
gelelim göz altı morluklarımızı nasıl kapatacağımıza.Hemen hemen her insanda bulunan göz altı halkalarının aslında başlıca sebebini yorgunluk stres uykusuzluga bağlasalar da ben genetik olduğuna inaniyorum. Benim ailemde herkeste var ve dolayısıyla bende de vardı. Sonradan olmadı yani çocukken bile hafiften vardı karartı. Ben bundan çok rahatsız olduğum için çok sayıda göz altı markası denedim. Örneğin rimmel london göz altı kapatıcısı. Ben pek memnun kaldığımı söyleyemiyorum. Fondoteni çok iyi ama kapatıcısı vasat. Kalıcılığı çok az ve çok sürmeme rağmen kapatıcılığı da çok kötü.
Birde son zamanlarda keşif ettiğim yeni bir markanın kapatıcısından bahsediyim. Missha ürünlerini internet sitesinde ya da Ankaraya açılmış sanırım mağazasında bulabilirsiniz. Tamamen bitkisel ürünlerden oluşan missha, Kore de üretiliyor. Koreliler ciltlerine çok önem verirler. Bunun için bu marka gerçekten muhteşem. Ürünleri biraz pahalı.Ama her bütçeyi düşünmüşler. 3 ayrı serisi var. Signature, The style ve M .Ben signature ve the style ürünlerini kullanıyorum. M genelde bb krem içerikli sanırım. Signature fondeteni şişede durduğu gibi durmuyor. Cilde ayrı bi tazelik ve ferahlık veriyor. Korelilerin ten renkleri çok açık olduğu için bu markada en açık rengi çok açık tenli değilseniz tercih etmeyin derim. Fondoteni bir harika dedik ve gelelin asıl harika olan kapatıcıyaa. The style under eye brightner serisi kapatıcısı. Adını detaylı olarak yazıyorum ki ararsanız zorluk çekmeyin. Çünki fiyatı çok makul.Sadece 16 TL. Ve inanılmaz şekilde kapatıyor. Müşteri hizmetleri çok ilgili kargosu özenli ve hızlı ayrıca da her alışverişte 3 adet tester gönderiyorlar ki bu daha muhteşem. Her ürünü deneyip alma fırsatımız oluyor.
Rimel olarak ise Missha dan aldığım 3d rimelimi beğenmedim açıkcası. Nedeni ise fırçası çabuk bozuldu. Ki zaten 13 TL ye almıştım indirimdeyken o yüzden pek ucuzdu ve kötü çıktı. Ben rimel de maybelline ve loreal miss manga yı tercih ediyorum.Birde deborah ın geçenlerde aldığım maskarası da çok uzun kirpik etkisi verdi. Ve bulaşma yapmadı kolayca da temizlendi.
Maybelline nin hemen hemen bütün rimelleri çok güzel ve uzun sürede gidiyor. Loreal da sadece miss mangayı denedim. Oda takma kirpik etkisi yaratıyor adeta. Benim kirpiklerim normal de seyrektir ama maybelline ve loreal ile çok uzun görünüm veriyor.

25 Ocak 2015 Pazar

DOĞuM soNRaSı kiLOLaRR


Ve her kadının korkulu rüyaları olan kilolarımdan nasıl kurtuldum şimdide biraz bundan bahsedelim :)
Ben 50 kilo ile hamile kaldım boyum 1.65 dolayısıyla çok zayıf bir görüntüm vardı.Hamileliğin ilk aylarında çok kilo almadım 5 kilo falan almıştım sanırım ilk 6 aya kadar daha sonrasında bu rakam özellikle son aylarda 16 17 kiloyu buldu 66 yada 67 ile doğuma girdim ve sadece 5 kilo doğumda gitti geriye koca bi göbek kalmıştı ! 
Ben bu göbek sarma muhabbetini önemsemedim ve sarmadım. Sadece evde mekik egzersizleri yaptım tabiki doğumdan bi kaç ay sonra.

24 Ocak 2015 Cumartesi

HAMİLELİK TÜYOLARI


Öncelikle nerden başlasam bilemiyorum.Çok zor bi hamilelik dönemi geçirmedim ben.Çok rahattım çünki kimsenin
 sözüne aldırmadan kendi bildiğim gibi hareket etmiştim hep. Mide bulantılarım baş dönmelerim kusmalarım vs. hiç birini yaşamadım 9 ay boyunca. Ne kadar şanslısın dediğinizi duyar gibiyim :) 
Evet şanslı hamileliğin sonucunda şanssız bir doğum yaptım. 3 gün suni sancı çektim ve tam bir kabustu :(
Size hamilelikle ilgili tavsiyelerim;
-Öncelikle hamile olduğunuz psikolojisiyle midem bulandı başım döndü gibi sözleri lugatınızdan bir süreliğine çıkarın !
- Bazı elleri öpülesice büyüklerimizin yukarı uzanma bebek emzikten düşer ağır kaldırma bebek karnında ölür gibi saçmalıklarını duymamaya çalışın çünki bebeğinizi en iyi düşünen sizsiniz gerektiği yerde yukarılara da uzandım ağırda kaldırdım Allaha çok şükür bebeğim yanımda !

23 Ocak 2015 Cuma

ANNeLiK





Annelik, bu dünyada başıma gelebilecek en güzel şeydi. Ben anne olmak için doğmuşum meğer..Anneliğe layık görülmüşüm bu ne büyük mucizedir bir kadın için ! Anneliğe layık görülebilmek ve onca kadının arasından seçilebilmek.. İçimdeki boşluğu dolduran küçücük bir yürek vardı artık ve o yüreğin sahibi küçücük bir kadındım ben..
06.08.2014 tarihinde annelik ödülüne layık görüldüm, ve oğlum Çınar'ı kucağıma aldım..
sevgilerle..

ÇINARINANNESİ