30 Ekim 2015 Cuma

ÇOCUKLARDA GRİP !

Çocuklarda grip


Ve yine geldi çattı o soğuk sevimsiz kış mevsimi. Ben kışı sevmiyorum. Çünki yaşadığım şehir itibariyle bitmek bilmeyen kış geçiriyoruz burada..! bu da bizi soğutuyor tabiki. :) Kışın gelmesiyle yine tıkanan burunlar, kağıt mendiller, ilaçlar,hastaneler sezonu da açılmış bulunuyor. Oğlumda bu ara mevsimden nasibini aldı ve bu yıl ki ilk gribini geçirdi. Peki biz çocuklarımız grip olduğunda neler yapmalıyız ?? Öncelikle sadece grip olduğu zaman ben asla şurup kullanmıyorum. Çok ateşi olmadığı sürece tabi. Grip olduğunda genelde ateşi olmuyor çocukların. Griple birlikte, boğaz enfeksiyonu yada öksürük vs. yoksa ateşsiz atlatıyoruz çoğu zaman. Ben ağrı kesiciyi de çok zorda kalmadığım sürece vermiyorum. Burnu tıkalı olduğunda ise, günde 3 4 defa serum fizyolojik sıkıyorum. Burnu kapalı olan bir bebeğin, burun kanallarının açılması, burundaki sıvının ciğerlerine inip bronşit olmasının engellenmesi demektir. Burun akıntısı bu sebepten tehlikeli olabiliyor. Yapmanız gereken deniz suyu yada serum fizyolojik ile burun kanallarını açmak ve akmasını sağlamak. Bir de bu işin gece yatması tıkanık burunla nefes alamaması var tabi. Burda da devreye coldmix girerek hayatımızı kurtarıyor. Reklamını ilk gördüğümde aldığım bu üründen son derece memnun kaldığımı da söylemek isterim. Sadece oğlumda değil biz büyüklerde de işe yarıyor. (Bizde ki yeşil olan kutusu) Ne işe yarar bu coldmix diyorsanız; Yastığına yada omzuna bir damla damlattığınızda o kadar fresh naneli bir konu yayıyor ki, bu sayede burun kanalları açılıyor. Tabi çok fazlasının ciğerlere zarar vereceğini de bilmenizi isterim. Yastığının ağzına yakın olmayan kısmına yada yorganına damlatmanızda yetiyor. Çok yakın olduğunda, (ben kendime denemiştim ! )aşırı mide bulandırıcı bir koku olabiliyor. Son olarakta oğlum hastayken bol bol ıhlamur kaynatıyorum. Sade içmezse mamasını yapıyorum. Yada az bi şeker ve limonla içiriyorum. Ihlamurun da  balgam söktürücü etkisi olduğu için, kolayca atlatıyor oğlum. Sizlerde sadece grip nezle olan çocuklarınızda bu ürünleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Tabi  tek temennim, çocuklarımız hiç hasta olmasın...:( Amin Sevgilerle..

26 Ekim 2015 Pazartesi

Note Detox Fondoten

note detox fondoten
Herkese merhaba. Size geçenlerde aldığım note detox fondotenden bahsetmek istiyorum. Çok merak ederek aldığım bu üründen ciddi anlamda memnun kaldığımı ve şiddetle tavsiye ettiğimi belirtmek isterim. Öncelikle bende ki rengi 02. Ben buğday tenliyim. Ne çok beyaz ne de esmerim yani. Bana bi tık açık geldi ama yine de mükemmel durduğunu söyleyebilirim. Ürün yoğun değil çokta sıvı değil. Orta düzeyde bir yapısı var. İlk sürüldüğünde sanki kapatamaz gibi bir his veren yapısı olsa da iyice yedirdikten sonra kusursuz duruyor. Ben fondoteni uygulamadan önce flormarın fondoten bazını kullanıyorum. Bu şekilde yüzümde dalgalanma yada soyulma olmuyor. Kuru bir cilde sahip değilim cildim karma. Ama bazı fondotenler özellikle t bölgemde soyulma yapabiliyor. Nitekim bu fondotende baz yada nemlendirici olmadan sürdüğümde aynı sorunu yaşadım. Yani kuru bir cildiniz varsa denemeden almayın ! Karma ise baz yada nemlendirici mutlaka kullanın ! Yağlı ise zaten nemlendirici kullandığınızda yüzünüzle hemen örtüşeceğine eminim. Ürün kıyafetlere bulaşmadığını ve 14 saate kadar dayandığını iddia ediyor. Ancak o kadar süre kaldığını söyleyemem ama kıyafetlerime bulaşmadığını söyleyebilirim. (Uzun da  bir süre kalıcı. )  Benim için en önemli özelliği, öncelikle kapatıcı olmasıydı. Cildim de hiç bir kusur olmamasına rağmen tamamen pürüzsüz görüntüyü sevdiğim için kapatıcılığı iyi düzeyde ürünler kullanmayı tercih ediyorum. Ayrıca içeriğininde cilde zarar vermemesi çok güzel. İçeriği, tatlı badem yağı,e vitamini ve yosun özünden oluşuyor. Cilde tazelik,canlılık kazandırmayı vadediyor ve bunu bence başarabiliyor ! Fiyatıda ben indirimden 25 tl gibi çok uygun bir fiyata aldım. Sanırım 35 tl normal fiyatı da.   Kısacası kendisi benden geçer NOTE aldı ;)))) Uygun fiyatlı, cildinizi koruyan aynı zamanda da kapatıcılığı iyi düzeyde olan bu ürünü kaçırmayın derim ! Teşekkürler Note kozmetik ! :) Sevgiler..

20 Ekim 2015 Salı

Keratin bakımı





Keratin saç bakımı

Biz kadınların bitmek bilmeyen ve ortak çilesi olan saç bakımımız. Biliyorsunuz ki saçlarımız bir çok nedenden dolayı yıpranıyor,kopuyor ve dökülüyor. Özellikle de boyadan sonra saçlar eski doğal görünümüne dönemiyor malesef. Hele de bir sarı saç tutkunuysanız, saçlarınızın yıpranmadan kalması mümkün olmuyor. Bu durumda saçlara sık sık bakım yapmak gerekiyor. İşte keratin de tam olarak bu nokta da devreye giriyor.
Peki nedir bu keratin derseniz, keratin aslında saçımızın kendisinde ve tırnaklarımızda bulunan sert bir protein türüdür. Zamanla saç ısıya boyaya maruz kaldıkça bu keratin maddesini kaybediyor. Dolayısıyla bu da saçın yumuşamasına,esnemesine ve kopmasına sebep oluyor.
Keratin bakımın bir çok marka da ürünleri mevcut tabiki. Ama özellikle tercih edilmesi gereken silikon ile şişirilmemiş olan keratin ürünleridir. 
Peki bu keratin nasıl yapılıyor ?
Öncelikle saçınıza özel bir şampuan sürülüyor. Bu işlem saçlarınızdaki pulları açmaya yardımcı oluyor. Bir süre bekledikten sonra yıkanıyor. Daha sonra saçlar ayrılıp her bir tutama keratin uygulanıyor. Daha sonra kurumaya bırakılıyor. Ardından yıkanıyor ve ince bir kat fön çekiliyor. Bu işlemi ince yapmaları çok önemli. Çünki yoğun ısıya maruz kalması keratinin etkisini yitirmesine neden olabiliyor. Ve 3 gün de saçınızın yıkanmaması,saçın keratini iyice emmesini sağlıyor.  Bu işlemden sonra saçınızdaki farkı gözle görülür şekilde anlayabilirsiniz. Eski yıpranmış görüntü olmuyor. Saç dökülmeniz müthiş derece de azalıyor. 
Tabiki bu bakımı ayda bir yaptırdığınızda, özellikle boyalı saçlarda 3 4 sefer de saçlarınız fönsüz bile istediğiniz yumuşaklığa ve pürüzsüzlüğe ulaşıyor. 
Sizler de yıpranmış, tarak tutmayan ve dökülen saçlarınızdan şikayetçiyseniz hemen güvenilir bir kuaföre gidin ve keratin bakımı yaptırın. Sonuçtan memnun kalacağınıza eminim !
Sevgiler..

13 Ekim 2015 Salı

BLOG KEŞİF ETKİNLİĞİİİ


Blog keşif etkinliği
Merhaba herkesee. Uzun zamandır yapmayı planladığım blog keşif etkinliğini bugün başlatıyorumm.
Bu sayede yeni bloglar keşfetmeyi istiyorum. Sizlerde yeni bloglar arıyorsanız sesinizi duyurmak blogunuzu tanıtmak istiyorsanız yapmanız gerekenler;

1- Öncelikler GFC üzerinden blogumun takipçisi olursanız mutlu olurumm :)


2- blogunuzu kısaca tanıtıp linkinizle birlikte yorum kısmına bırakırsanız daha çok kişiye ulaşırsınız.


3- ve bu etkinliği paylaşmanızz :) böylelikle daha çok kişiye ulaşırız.

Şartlarımız bu kadar kısa ve net. Beni instagramdan takip etmek isteyenler içinde cinarnannesi (fyza karapınar )olarak bulabilirsiniz ;))
Hepinize şimdiden teşekkür ediyorumm sevgiler...

10 Ekim 2015 Cumartesi

2 yaş sendromu 1 yaşında başlar..!


2 yaş sendromu 1 yaşında başlar



Merhaba 2 yaş sendromu ! Merhaba istediği olmayınca kendinden geçen bebekler ! Merhaba çılgına dönen anneler !
 Hamileyken hep okurdum kitaplarda yada internette bu sendromla nasıl başa çıkılacağını. Benim bebeğimde olmaz biz sakin bir aileyiz ben olumlu sakin bir anneyim ! derdim bende hep ! Malesef evdeki hesap çarşıya uymuyor. Ben ne kadar sakin olduğumu düşünsem de bazen benimde atıyor şartellerim.
 Aslında şu sıralar başladık birbirimizi yemeye. Sinirinin sebebi istediğinin olmaması mı yalnız bir bebek olması mı benim çok üstüne titremem mi diye düşünürken aslında bu 2 yaş sendromunun belirtileriymiş.
 Bildiğiniz gibi bu sendrom bebeğimizin benlik kazanmasıyla başlıyor. Yani 18 aydan itibaren denilse de 15 aydan hatta 1 yaşından itibarende başlayabilirmiş meğer. Bu sıralar oğlumda da bir çok belirtileri var. Bunlar neler mi ? Mesela elindeki birşeyi aldığımda yumruklarını sıkıp kendini kasıp ağlaması ya da kafasını yerlere vurması istediğini vermediğimde veya onun o anki beklentisi anlamadığımda. (dizlerini yere vura vura sürünüp ağlayıp gitmesi henüz yürümediği için dizlerini vuruyor şuan :) saçlarını yolması vs..
Evet henüz keşfetme dönemindeyken benlik kazandığı süreçteyken onun eline aldığı şeyleri çekip almak benim hatam biliyorum. Ama hep mi tehlikeli şeyleri bulur bi çocuk diyorum bazen. Annelik içgüdüsü işte onun aldığı örneğin bir pipetse ya ağzına batırırsa ya üstüne düşer gözüne batarsa ya damağını kanatırsa ya yüzünü çizerse ya öyle ya böyle.. Saymakla bitmiyorki o an ki endişelerim kurgularım. Takıntılı bir insan değilim ama genelde neyi endişeyle versem eline kesin bu kurgularımdan birini yaşıyorum napıyım.
Bu dönem zor bir süreç bunu yaşayarak anlamaya başladım evet. Ve bu dönemde sabırlı olmaktan başka çaremiz yok. Eline birşey mi aldı onu almadan dikkatini çekecek tehlikeli olmayan başka bir şeye yöneltiyorum hemen. Ve hoop elindekini bırakıyor. Yüksek bi yere mi çıktı kucağıma alıp zorla indirmek yerine tatlı bi dille gel oğlum mutfaga gidelim diyorum mesela ve hoop atlıyor kucağıma. Bütün anneler gibi benimde hatalarım oluyor illa ki insanız. Hatasız bir anne pedagogta olsa psikologta olsa olmadığını düşünüyorum. Çünki siz ne kadar eğitim alırsanız alın çocuğunuz sizin aldığınız eğitimlere göre doğmuyor malesef. Sizin istediğiniz yönde gelişmiyor herşey. Bu dönemde çok çok araştırma yapıyorum. Mesela bir pedagoğun taktiğiyle yetinmeyip 2 3 pedagoğunda bu konuda fikirlerini okuyorum. Hatta uzman olması şart değil blogger annelerinde deneyimlerini okuyorum sık sık. Keza belki benim bilmediğim yanlış yaptığım gözden kaçırdığım bir nokta vardır diye düşünüyorum her zaman. Bazen günlerce düşündüğüm ne yapacağımı bilemediğim bir dönemle başa çıkmaya çalışıyorum bir şekilde. Oğlumuda anlayabiliyorum. O şuan tehlikenin ne olduğunu annesinin neden herşeye hayır dediğini anlamakta zorlanıyor çünki şuan onun dünyası çok farklı. Herşey onda merak uyandıyor dokunmak tanımak istiyor. Kendi kendine bi yerlere çıkmak açmak istiyor. Bunlara izin veriyorum tabiki bazen hatta düşeceğini bile bile göz yumuyorum tam düşecekken tutuyorum mesela. Kendininde bir birey olduğunu öğreniyor yavaş yavaş. Biz başka şeylere dalınca hemen yanımızda beliriyor yada perdenin arkasına koltuğun arasına saklanıp, yalandan öksürüp dikkati kendi üzerine çekmeye çalışıyor. Bende burdayım demek istiyor benimlede ilgilenin ! Ki ben akşama kadar bütün işimi bırakıp onunla ilgilenen bir anneyim. Oturup onunla oynayan şarkılar söyleyen hatta bazen evdeki eşyaları tanıması için evin her köşesini gezdirerek merak ettiği şeylere dokunmasını sağlayan bir anneyim. Yinede oluyor benimde kendimle ilgilenmeye yada ev işiyle ilgilenmeye ayırdığım zamanlarım. Ve oğlum işte o zamanlarda sanki daha çok ihtiyaç duyuyor bana. Bu da beni bazen kızdırsa da genelde gönlünü edip işime bakıyorum çoğu zaman. Diyorum yaa çok zor bir süreç bu. Çünki yapılan bir hata onun bu sendromu huy haline getirmesine yol açabilir. Ya da yapılan güzel bir davranış bu sendromu kolay atlatmasını sağlayabilir.
Biraz içimi dökmeye açılmış bir yazı gibi olsa da sizlere de faydamın dokunmasını sizlerin de yalnız olmadığınızı anlamanızı, sizin bebeğiniz gibi bebeklerin var olduğunu,aslında bu sendromun her bebeğin başına belirli dönemlerde gelebileceğini anlatmaya çalışarak, sizide bi nebze rahatlatabildiysem ne ala...
Ben biraz titiz ve tedirgin bir anneyim galiba. Bu dönemin onun kişiliğini etkilemesinden korkuyorum. Ve bu dönemde ona hayır demeyi bir süreliğine rafa kaldırıyorum ! Bırakın ellesin dokunsun merakını gidersin koşsun düşsün.. İçimiz rahat etmese de buna mecburuz anne olarak.. Birde yaşıtlarıyla zaman geçirme dönemindeyiz. Ve oğlumun hiç yaşıtı yok etrafımızda. Tek arkadaşı annesi. Tam yaşıtlarıyla bir araya gelme oyun oynama dönemindeyken eve kapanmak sürekli annesiyle vakit geçirmek onun da sıkılmadığı anlamına gelmiyor tabi. Ve sıkıldıkça kurdalıyor sıkıldıkça yeni şeyler keşfetmek istiyor. Eğer sizin imkanınız varsa mutlaka yaşıtlarıyla bir araya gelmesini sağlayın. Ben yaşıtı olmadığı için arada parka götürüyorum evde oyunlar oynatıyorum ama yinede bir çocuğa bir çocuktan başka oyun arkadaşı olabilecek kimsenin olmadığını düşünüyorum. Çünki ikiside aynı düşünceleri aynı duyguları paylaşıyor..
 Ve sonuç olarak sizleri de azıcık rahatlatabildiysem biraz ışık tutabildiysem bazı noktalara çok mutlu olurum. Ve şunuda unutmayalım ki her çocuğun en başta ihtiyacı olan şey sevgidir şefkattir. Lütfen onlara karşı hep şefkatli olalım ! Sevgiler...

8 Ekim 2015 Perşembe

Emzirme hikayem

Emzirme hikayem
Öncelikle herkese merhaba..  emzirme haftası arefesinde bende sizlere kendi emzirme duygularımı anlatmak ve ufak tavsiyelerde bulunmak isterim.  06.08.2014 tarihinde minik yavrumu kucağıma aldım. Ve o sanki daha önceden biliyormuş gibi ağzıyla meme arıyordu adeta.. Ben korka korka utana sıkıla göğsümü açtım. Ve oğlumu emzirmeye başladım. O ilk an o ilk temas anlatılmaz bir duygu.. İlk başlarda tabiki süt geliyormuydu bilmiyorum. Çınar emiyordu ama ben hissedemiyordum. Zamanla alıştım hissetmeye tabi. Derken aradan 1 hafta geçti geçmedi göğüslerimde yara oluştu. Hatta kanamaya bile başladı. O acı öyle kötüymüş ki sanki sırtınızdan ciğerlerinizin söküldüğünü hissediyorsunuz yada biri sizi hançerliyor. Dayanılmaz bir acıydı kısacası. Ve benim için o güzel duygu kabusa dönmüştü artık. Uyanıp ağladığında o kadar isteksiz emziriyordum ki.. Kendime kızıyordum ağlıyordum ama ne kullandıysam geçmedi. 40 50 gün sonra kendiliğinden geçti..  Tam rahata erdim derken ise oğlum kucakta emmeyi reddetmeye başlamıştı. Nasıl denediysem olmadı. Ağlıyor uğunuyordu artık. Emmek istemiyordu ama açtı.. O kadar çaresiz kaldığım günler oldu ki. Kendi kendime o kadar çok ağladım ki.. Nasıl ederim naparım diye düşünürken yatarak emzirmeyi akıl ettim birden. Ve önce onuda reddetsede çok acıktığı zaman verdim ve alıştı. Nihayet emzirebiliyordum hemde acısız sancısız oğlumda zevkle emiyordu.. Çok şükür ! Sütüm çoktu o zamanlar tabi herkesinde gözü kalıyordu. Ve sürekli mastit oluyordum. Onunda ağrısı çok zor. Her iki göğüsüde yeterince emzirmemekten oluyormuş. Havluyu ütüyle ısıtıp sütü sağarak uğraşırdım boşaltmak için çok ağrısada o şekilde geçerdi.. Tabi ben yatarak emzirdiğim için evden bir yere gitmek istemiyordum. Gittiğim her evde nereye yatarım diye düşünmektense utanıp çekinmektense gitmemeyi tercih ediyordum. 5 buçuk altı aya kadar oğlum sorunsuz yatarak emiyordu. Sonra bi hastalandı. Öksürük ateş burun tıkanıklığı emmekte zorlanıyor istemiyordu. Tabi ek gıdayada pirinç unu meyve püresi falan başlamıştım. Sadece geceleri pirinç unuyla muhallebi veriyordum. Gündüzleride bazen meyve püresi. Ve o dönemde sütümde azalmıştı. Çektikçe ağlayıp bırakıyordu. Bende mama aldırdım. Hasta olduğu için doymuyor diye biberonla verdim. Tabii biberonun o seri akışı onu kandırmaya yetmişti. O günden sonra da bi kaç kez dışında doğru düzgün emmedi.. Tek göğsümde süt tamamen kesildi. Diğeride damla damla kaldı bi kaç aya oda kesildi.. Ve ben emzirmenin tadına doyamayan bir anne olarak bir yanım eksik kalmıştım. Zaten sorunsuzca çok uzun bir süre emziremedim. Hep bir sıkıntı yaşadım. O kadar heveslenirdim ki sorunsuzca kucakta emen bebeklere.. Şimdilerde de büyümüş oturarak yada yürürerek emen koşup annesinin göğsüne yapışan bebeklere çok hevesleniyorum. Çünki bizim emzirme maceramız çok ama çok kısa sürdü.. Neyse konuyu kısa kesip size tavsiyelerde de bulunmak istiyorum. Öncelikle hamileyken meme ucunuz çatlaksa mutlaka krem kullanın. Vazelin bile olur. Emzirirken doğru emzirmeye dikkat edin. Ki ben doğruda emzirsem yara oldu ama. Emzirdikten önce ve sonra gazını alın bebeğin. Ben bunu yapmadım belkide hep gazdan emmek istemedi. 3 buçuk 4 aya doğru memeyi reddetme etrafı tanıma dönemi olduğu için bebeğiniz emmek istemeyebilir. Siz sakın zorlamayın istemedikçe emmesin. Ve kesinlikle sessiz bir ortamda emzirin. Her iki göğsünüzü de eşit emzirin. Ki mastit yani süt dolması olmasın. Şayet olursa da havluyu ütüleyip göğsünüze koyarak sağmayı deneyin. Sütünüzün çok olması için (6. Aydan itibaren azalıyor yoksa) en azından bol bol su için günde 3 lt civarı. Ben su içemediğimden de sütüm 6 aydan sonra çok azalmıştı.  Son olarak bebeğiniz hasta da olsa sakın biberonla mama vermeyin. Ben bu yüzden emziremedim çünki.. Sütünüz varsa bol bol emzirin.. Ve lütfen emzirmenin kıymetini bilin... Sevgiler.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Benim normal doğum hikayem


Normal doğum hikayem


Merhaba bu yazımda sizlere doğum hikayemi anlatmak istiyorum. Ben asla sezeryan doğum düşünmedim. Bunu gerektirecek bi sıkıntımda çok şükür olmadı. Ben aslında suni sancıyla doğumu anlatmak istiyorum size. Belki korkusu olanlara yardımcı olurum. 

Evet son kontrole gittiğimde suyumun sınırda olduğunu ancak yetebileceğini söylemişti doktorum. Ve bana salı günü suni sancı başlamak için randevu vermişti. Tabiki ben suni sancı istemiyordum o yüzden salı gününü beklemeden başka bi doktora gittim. Aslında amacım çatıma baktırmaktı çünki 40 haftayı doldurmuştum ve hiç bakmamışlardı. Çatı kontrolünün sancıyı tetiklediğini duyduğum için de gittim biraz da. Neyse hastanede çatı kontrolüm yapıldı eve geldim ve biraz kanamam oldu. Ama hiç sancım yoktu eşimin baskısıyla tekrar hastaneye gittik açılmam 2 cm di ve suyumda az olduğu için bana yatış verdiler. Bu arada çatı kontrolünden bahsetmek istiyorum. Evet biraz can yakıcı bişey ama kendinizi kasarsanız çok daha fazla yanıyor canınız ve doktoruda zor durumda bırakıyorsunuz buna çok dikkat etmenizi öneririm. Yatış için suni sancı odasına çıktığımda dehşete düştüm diyebilirim aslında. Bağıranlar ağlayanlar ve doğumhaneden gelen sesler beni biraz ürküttü açıkcası. Ve bundan sanıyorum ki benim açılmam o an durdu ve 36 saat suni sancı aldım. Ertesi günün gecesine kadar çok bişey yoktu. Kalkıp dolaşıyordum gayet iyiydim. Ama o gece saat 00.00 da suyum geldiği an sancılarım o kadar sıklaştı ve arttı ki. Tarifi mümkün değil evet çok zordu evet bende biraz bağırdım. Sabah 7.30 a kadar ne çektiğimi bir ben bilirim. Tabi birde sürekli ebelerin alttan bakması da çok canımı yakıyordu. Son dakikalarımda sanki bişeyin çıkmaya çalıştığını hissettim. Ve ebeyi çağırdım çığlık atarak çünki orda doğurmaktan korkuyordum. Hemen doğumhane götürdüler. Masaya çıktım. Ve ıkın dediler amaa ben yaklaşık 45 saattir hiç bişey yemedim yedirmediler sezeryan ihtimaline karşı su bile içmedim. Dudaklarım ağzım o kadar kurudu ki sadece su diyebildim. Gücüm kalmamıştı artık. Uyku yok yeme içme yok resmen orda ölmekten korktum. Doktorum çok az su içirdi. Ikınmaya başladım ama yapamıyorumm kendimi kasıyorum gücüm zaten yok bi türlü bebek çıkmadı. Doktor karnıma bastırarak destek oldu ve yaklaşık 10 dakika içinde oğlumu gördüm. O an evet bütün sancılar acılar bitiyor o kadar rahat hissettimki. Ebe o arada dikiş atmış onu bile anlamadım yani. Evet kendi sancımla gitsem hiç zor olmayacaktı. Kendi ssancısıyla gelen herkes gülerek gitti doğuma. Size son olarak tavsiyem lütfen benim gibi sabırsızlık yapmayın evet zor ama bi gün için o kadar işkenceyi çektim suni sancıya hiç gerek yoktu bekleseydim oğlum zaten gününde gelecekti. Mecbur kalmadıkça bence suni sancıda almayın. Sevgiler.


6 Ekim 2015 Salı

Mac Face and Body


Mac face and body fondoten


Merhabalar öncelikle bir çok kez makyaj deneyimlerimi de yazmayı düşünüp hep erteliyordum. Ancak bundan sonra kullandığım yeni ürünleri yazıp sizlerede almadan önce bilgi vermek istiyorum. Çünki ben bir ürün almadan önce mutlaka google'da bir güzel arama yapıp siz blogger kardeşlerimin yazılarını okuyarak alıyorum :) Nitekim face and body ide böyle aldım. Bende ki rengi benim ten rengime biraz koyu oldu.(C2) Beyaz tenli iseniz kesinlikle koyu renk almayın. Zira dalga dalga oluyor. Çünki kapatılıcığı çok yüksek değil. Hele ki tek kat uygulandığında yok denecek kadar az bir görüntü veriyor. Boyutunun 120 ml olması fiyatınında 98 lira olması cezbedici. Ancak ben pek memnun kaldığımı söyleyemem sizleride yanıltmak istemiyorum. Eğer ki yüzümde ağırlık yapmasın varlığını çok belli etmesin diyorsanız alabilirsiniz. Ama kapatıcılığı az diyebilirim. Ki benim cildimde leke olmadığı halde bana az geldi kapatıcılığı. Karma bir cilde sahibim biraz parlama da yapıyor. Bence yağlı ciltlere kesinlikle uygun değil. Karma ciltler içinde  üzerine pudra ile sabitlemek gerekiyor. Kısacası ürün günlük kullanıma uygun hafif yapıda akışkan bir fondoten. İlk etapta hoş parlak bir görüntü versede kalıcılık konusunda da zayıf bir ürün. Bir kaç saat sonra cildim fondoteni kustu. Ve hiç sürmemişim gibi bir görüntü verdi. Hatta bazen dalgalanmalar bile oluştu. Eğer sizde benim gibi verdiğiniz paraya değecek kapatıcılığı iyi düzeyde kalıcı olan bir ürün arıyorsanız bu ürünü tercih etmeyin derim. Ama ince yapılı bir ürün arayışında iseniz tercih edilebilir. Yinede Mac markasını kötülemiş olmak asla istemem. Benim tenime ve beklentilerime uygun değil demek ve sizlere sevgilerimle yazımı sonlandırmak istiyorum.. ;))

Oğluma..


Neler söylenebilirdi bir resime bakınca ve ben neler söyleyebilirdim.. Aslında sizn gördüğünüz sadece bir bebek resmiyken. Ben neler görüyorum o resimde..
 Hayallerimi, umutlarımı, geleceğimi,geçmişimi bakarken doyamadığımı, doymaya bile kıyamadığımı, ya az seversem diye anlamsız düşünüşlerimi,korku dolu düşlerimi, bazen takıntılarımı bazen haykırışlarımı sevinç çığlıklarımı, içime attığım göz yaşlarımı, sebepsiz gülüşlerimi,eksiksiz sevişlerimi, doyumsuz öpmelerimi,dokundukça sıcaklığı baktıkça sonsuzluğu ve anlatmaya kelimelerimin yetmeyişlerini.. Neler neler görüyorum bir bilseniz..
 Annelik bu muydu ? bu kdr çok anlam çıkarmakmıydı bir resimden? bir gülüşten, bi öpüşten bu kdr mutlu olmakmıydı annelik..?  Onunla geçen her anı her saniyeyi dolu dolu yaşamak isteğiydi annelik her şiiri her şarkıyı ona ithafen dinlemekti annelik..
 Anne ne kutsal sevmişsin meğer sen beni ! Ne ince düşünmüşsün her ayrıntıyı her noktayı ve O, ne güzel yaratmış bizleri ! İçimize verdiği bu duyguya ne çok anlam ne çok hazine yüklemiş..
Ve sonra sözlerin tesiri de kalmamış evlat kelimesinin yanında. Onlarda bir kelimenin gücüyle göç etmişler uzaklara.. Ve şükürler olsun seni bana evlat verene..
 Bana bu duyguyu tatma fırsatı verene sonsuz şükürler olsun, senin annen olmayı bana layık görene...!